HABERNAME

Kaddafi'nin petrolle ilgili korkunç planı.

Time dergisinin internet sitesinde yayınlanan bir makalede Libya lideri Kaddafi'nin petrol tesislerine sabotaj düzenleme emri verdiği iddia edildi.

Amerikan Time dergisinin, eski CIA mensubu istihbarat uzmanı köşe yazarı Robert Bear, Libya lideri Muammer Kaddafi'nin, kendisine sadık birliklere, "ülkedeki petrol tesislerine sabotaj düzenlenmesi emri verdiğini" iddia etti.

kaddafi

Newyork'da Türk taksisine ilanlı protesto!

New York'ta şehir içinde ücretsiz dağıtılan Metro gazetesine verilen ilanda, şehirde 2013 yılından itibaren hizmet vermeye başlayacak taksiler için açılan ihalede finale kalan üç firmadan biri olan Türk şirketi Karsan protesto edildi.

Nükleer İran'a Karşı Birlik Derneğince verilen ilan, gazetenin birinci sayfası ile arka sayfasında yer aldı.

İlanda, finale kalan iki firma Karsan ve Nissan'ın İran ile ticaret yapması eleştirilirken, İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad'ın sarı New York taksisi içinde ön koltukta otururken çizilmiş bir karikatürü de bulunuyor.

taksi

Gazetenin ön sayfasında, ''New York'ta geleceğin taksisini hangi firma yapmalı?'' sorusuna yer verilirken, arka sayfasında ise, Karsan ve Nissan firmalarına ilişkin fotoğraflar ile ''İran ile ticaret yapan hiçbir firmanın New York'ta ticaret yapamayacağını New York'lu yetkililere söyleyin'' ifadeleri yer aldı.

Aynı derneğin internet sitesinde de finale kalan iki firma Karsan ve Nissan ağır bir şekilde eleştirilirken, New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg'e yapılan çağrıda, İran ile ticaret yaptığı iddia edilen iki firmanın finalistler arasından çıkarılması gerektiği belirtildi.

New York'ta özellikle metrolarda ve otobüs duraklarında ücretsiz dağıtılan günlük Metro gazetesinin önemli bir okuyucu kitlesi bulunuyor.

KARSAN, DETROIT'TE ORTAKLIK ARIYOR
Öte yandan, New York'ta mart ayında açıklanması beklenen ''Geleceğin Taksisi'' projesinin finalistlerinden Karsan'ın Amerikalı otomobil üreticileriyle ortaklığa gitmek istediği belirtildi.

İş dünyasıyla ilgili haberler veren önde gelen internet sitelerinden biri olan Crain's New York'ta yer alan Jeremy Smerd imzalı haberde, Karsan'ın Detroit'li otomobil üreticilerinden biri ile ortaklık yapmayı planladığı kaydedildi.

Otomobilin güç ünitelerini Amerikalı bir firmaya yaptırmayı planlayan Karsan'ın bunun için General Motors, Chrysler gibi firmalardan birisini tercih ettiği ifade edildi.

Karsan'ın ABD'li bir üretici ile ortaklığa giderek, ''Amerikalı bir firmanın tecrübesinden yoksun olması'' nedeniyle gelebilecek eleştirilerin önünü kesmek istediği vurgulandı.

Tayyip'deki yetkiler ne Mübarek'de ne Obama'da var!

a

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu 47. Güvenlik Konferansı’na katılmak için gittiği Almanya’nın Münih kentinde, kaldığı otelde kahvaltıda bir araya geldiği basın mensuplarına farklı konularda önemli açıklamalar yaptı. Başbakan Erdoğan’ın “başkanlık sistemi” tartışmasını “halkın gerçek gündemini çalmak” için başlattığını söyleyen Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de şu an zaten fiilen başkanlık sistemi var. Cumhurbaşkanını, Meclis Başkanını, valileri, komutanları, yargıçları zaten tek bir kişi belirliyor. Başbakan’ın yetkileri Hüsnü Mübarek’ten bile fazla. Hele sisteme örnek olarak gösterilen ABD Başkanı’nda bile bu kadar yetki yok. Başbakan bir tek yargıç olarak karar veremiyor. Yakında o konuda da adım atar ve yargı kararlarına da imza koymak ister.”

Mısır’a bir Spartaküs lazım

CHP Lideri, Başbakan Erdoğan’ın 23 Nisan törenlerinde makamını sembolik olarak bıraktığı öğrenciye söylediği “artık başbakan sensin, ister as, ister kes” sözlerini hatırlatarak “anlaşıldığı kadarıyla ağır ağır ‘asıp kesme’ dönemine gireceğiz” diye konuştu.
Kılıçdaroğlu gazetecilerle sohbetinde Mısır olaylarına da geniş yer ayırdı. “Yaşananlar çok sıcak olmakla birlikte ilk bakışta işsizler ve yoksulların başkaldırısı olduğu anlaşılıyor. Demokrasi ve özgürlük talepleri var. Refah devleti ve sosyal devlet özlemleri var. Şimdi onlara gereken bir Spartaküs. Halkın kendi Spartaküsünü çıkartması gerekiyor” dedi.

İçişlerine müdahale

CHP Lideri Mısır ile Türkiye’yi şöyle karşılaştırdı: “Ortadoğu’da halklar Türkiye’nin modern yüzüne imreniyor, bunu kendi ülkelerinde de görmek istiyor. Bizim yöneticilerimizse Arap ülkelerinin yöneticilerine özeniyorlar. Bu nedenle demokrasi, özgürlük ve laiklikten söz etmiyorlar.”

Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’ın Mısır’daki olaylar için “tribünden seyretmeyiz” demesini “içişlerine müdahale” gerekçesiyle eleştirdi ve zaten Mısır yönetiminin de bundan rahatsız olduğunu hatırlattı. Ardından Mısır halkının sesine kulak veren Başbakan’ın kendi halkının taleplerine kulağını kapattığını belirtti ve şöyle konuştu: “Torba yasayı protesto eden işçilere cop reva görülüyor. Böylece tüm dünya yaşanan çifte standartı görüyor. Çünkü Başbakan ‘halk’, ‘millet’ gibi kavramları sadece kendisine oy vermiş kesimler için uygun görüyor. Kendisine oy vermeyenleri halktan saymıyor. Baskı rejimine gitmek istiyor. Kendisini eleştirenlere tahammül edemeyen br yapısı var.”

CHP Lideri, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin’in, İçişleri Bakanı Beşir Atalay ile Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e çömelerek bir şeyler anlattığını gösteren fotoğrafın Anadolu Ajansı tarafından servis edilmesinin ardından, TRT’nin AA aboneliğini kesmesi üzerine şunları söyledi: “Birini sırf bir haberi verdiği için cezalandırmak kadar saçma bir şey olamaz. O fotoğraf yalan değil ki! Üstelik iki kurum da devlete bağlı ve iktidar bağımlısı. Böyle görünmek yöneticilerini rahatsız bile etmiyor. Nasıl bazı valiler ‘ben iktidarın valisiyim’ diyorsa TRT de ‘ben iktidarın televizyonuyum’ diyor. Üstelik o iktidara oy vermeyenlerin verdikleri vergileri de kullanarak yapıyor bunu

İran'da Holanda vatandaşı kadına düzmece idam!

İran'da 2009 yılındaki devlet karşıtı gösterilerde tutuklanan İran-Hollanda vatandaşı bir kadın, uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla idam edildi.

Tahran Savcılığının web sitesinden yapılan açıklamada, uyuşturucu satmak ve saklamak suçlamalarından hüküm giyen İran-Hollanda vatandaşı Zehra Behrami'nin cumartesi sabahı asılarak idam edildiği bildirildi.

irin

İran doğumlu Hollanda vatandaşı 45 yaşındaki Behrami, akrabalarını ziyaret için geldiği İran'da hükümete karşı bir protestoya katıldıktan sonra Aralık 2009'da tutuklanmıştı.

Savcılığın açıklamasında Behrami'nin "güvenlik nedenlerden" dolayı tutuklandığı açıklandı.

Savcılık, söz konusu kadının uluslararası uyuşturucu çetesi ile işbirliği içinde olduğu ve Hollanda bağlantıları vasıtasıyla ülkeye iki kez Kokain soktuğu ifade edildi. Mahkmun, tutuklandıktan sonra evinde yapılan aramada 450 gram kokain ile 420 gram afyon bulunduğu kaydedildi.

Daha önce Hollanda'nın Tahran Büyükelçiliği tutuklu ile görüşme imknı sağlanmasını istemiş ancak İran, tutuklunun çifte vatandaşlığını kabul etmeyerek isteği ret etmiş. 5 Ocak günü, Hollanda Dışişleri Bakanı Uri Rosenthal, Behrami için "aşırı kaygı" duyduğunu bildirerek durum hakkında İranlı yetkililer bilgi istemiş.

Behrami'nin kızı, İran dışındaki çeşitli medya kuruşlarına yaptığı açıklamada annesine yöneltilen uyuşturucu suçlamasının düzmece olduğunu ve annesinin baskı altında suçlamayı kabul ettiği bildirdi.

'Mona Lisa'nın gözlerinde semboller buldum'

İtalyan araştırmacı Silvano Vinceti, ünlü ressam Leonardo da Vinci'nin ölümsüz eseri ''Mona Lisa''nın gizemini çözmenin anahtarının gülümsemesinde değil, gözlerinde olduğunu söyledi.

monaliza

Silvano Vinceti, ''Mona Lisa'' adlı tablodaki kadının sol gözünde ''S'' harfi, sağ gözünde ise ''L'' harfi ve tablonun fon perdesindeki kemerli köprü altında ise ''72'' rakamını keşfettiğini ileri sürdü.

Araştırmacı Vinceti, bu sembollerin, modelin kimliğini, tablonun yapıldığı tarihi belirlemede yol gösterdiğini ve Leonardo'nun din ve mistisizme olan ilgisini ortaya çıkardığını belirtti.

Sembollerin çıplak gözle görülmediğini kaydeden Vinceti, ''Çok küçükler ve ufak bir fırçayla boyanmışlar'' dedi.

Bir Leonardo uzmanı ise yeni bulgulara şüphe yaklaştığını ve bunların ''mesnetsiz'' olduğunu söyledi.

Adam yiyen leopar'a infaz!

Hindistan’ın Karad şehrinde geçen pazar günü çekilen bu fotoğrafta bir polis görevlisi sokak ortasında bir adama saldıran leoparı ateş ederek etkisiz hale getirmeye çalışıyor.

Kimliği belirsiz adam aldığı darbelerden sonra kaldırımda çaresizce yatarken polis yardımına koştu. Polisin ateş ederek öldürdüğü leoparın daha önce de birkaç kişiyi yaraladığı söyleniyor. Leoparın şehre nasıl geldiği ise henüz bilinmiyor.

leopar

Cep telefonu silah sayıldı!

Denizli’de kızına sinirlenerek cep telefonu fırlatan baba M.E.T.’ye kamu davası açıldı. “Silahla yaralama” suçundan 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istenen baba, Yargıtay kararıyla 5 yıl boyunca ‘denetimli serbestlik’ kapsamında her gün karakola gidip imza atacak.

ceplisilah

Yargıtay, tartıştığı kızına cep telefonunu fırlatan babaya “5 yıllık denetimli serbestlik” cezası verilmesini karara bağladı. Denizli’nin Acıpayam İlçesi’nde yaşayan M.E.T., 5 yıl boyunca her gün karakola gidip imza verecek. Babayı sanık sandalyesine oturtan davanın seyri şöyle: 1.5 yıl önce Acıpayam’da C.D., babasıyla tartıştı. Sinirlenen baba, kızına cep telefonunu attı. Tartışma üzerine polis olay yerine geldi. Şikâyetçi olmayan C.D. “Hayati tehlikesi yoktur” raporu aldı. Ancak Acıpayam Cumhuriyet Başsavcılığı kamu davası açtı. Babanın “silahla yaralama” suçundan 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi.

‘SİNİRLENDİM’
Acıpayam Sulh Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıkan baba M.E.T ise “Olay günü kızımla tartıştık. Sinirlenerek telefonu fırlattım, yaralama kastım yoktu” dedi. Mahkeme, M.E.T.’ye “kastla adam yaralama” suçundan 5 yıl denetimli serbestlik uygulanmasına karar verdi ve 20 adet fidan dikme cezasına mahkûm etti.

Adalet Bakanlığı, Yargıtay’a başvurarak, babanın fidan dikme cezasının “ıslah amacına hizmet etmediğini” savundu ve kararın bozulmasını istedi. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, Adalet Bakanlığı’nın talebini reddetti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine dosya bu kez Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na taşındı. Tam 1.5 yıl süren dava sonunda genel kurul, Yargıtay Başsavcılığı’nın itirazını kabul ederek babayı fidan dikme cezasından kurtardı. M.E.T., denetimli serbestlik kapsamında her gün karakola gidip imza verecek.

Plaj definecileri iş başında!

Muğla'nın Fethiye ilçesinde bir grup, yazın turistlerin sahilde ve denizde düşürdüğü ziynet eşyalarını dedektörle aradı.

İlçede yaşanan şiddetli yağış ve fırtınanın ardından Ölüdeniz beldesindeki Belceğiz Plajı'na gelen 8 kişilik grup, plajı baştan başa dolaşarak, dedektörle tespit ettikleri altın küpe, yüzük, kolye ve bozuk paraları topladı.

Gruptakilerden emekli işçi Feridun Aykut, gazetecilere yaptığı açıklamada, eşiyle 4 yıldır sahillerde detektörle altın aradığını söyledi. Bu yıl geçen yıla göre daha az altın bulduklarını ifade eden Aykut, ''Dalga çok büyük olduğundan altınları geri çekmiş. Dün bir altın buldum. Detektörle arayanlar çoğaldığı için işlerim azaldı. 10-16 saat uğraşıp, altın ve gümüş takı bulmaya çalışıyorum. Geçtiğimiz 2 yıl işler bu yıla nazaran daha iyiydi. İnsanlar plaja gelirken, altınlarını takmaz ve düşürmez oldular'' dedi.

lajdefine

Sahilde altın arayanlardan Ercan Durmaz da amaçlarının ekonomik kazanç sağlamak olduğunu belirterek, ''Bu yıl ekonomik kriz yüzünden turistler ziynet eşyalarını takmamışlar. Biz kumların altında kaybolmaya yüz tutmuş hazinelerimizi ekonomiye kazandırıyoruz. Jandarmadan izin alarak plajda arama yaptık. Demir para ve takı eşyası çıktı. Kumsalı kazmadan turistlerin düşürdüğü ve dalgaların getirdiği takı ve bozuk paraları topluyoruz'' diye konuştu.

4 milyon doları görünce birbirlerini tokatladılar!

Bursa'da bilgisayar çalmak için girdikleri fabrikada çelik kasadan 4 milyon dolar çaldığı ileri sürülen zanlıların parayı ilk gördüklerinde çok şaşırarak birbirlerini tokatladığı bildirildi.


dolar Alınan bilgiye göre, Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi'ndeki Seçkin S'ye ait tekstil fabrikasına giren A. G. D. (20) ve E.D. (17), arkadaşları M.K'yi (25) dışarda gözcü olarak bırakıp depodan yönetim katına geçti.

Fabrika sahibinin odasındaki çekmeceleri karıştırırken çelik kasanın anahtarını ele geçiren zanlılar, televizyon dolabına gizlenmiş kasayı buldu.

Kasayı anahtarla açtıklarında 4 milyon doları gören zanlılar, ne yapacağını şaşırdı.

Kendilerini toparladıktan sonra paraları poşetlere dolduran zanlılar, paranın yaklaşık 1,5 milyon dolarını fabrikanın 200 metre ilerisindeki zeytin ağaçlarının altına gömerek, M.K'nin yanına gitti.

M.K. ile birlikte tekrar yönetim katına çıkan zanlılar, paranın geri kalanını koydukları poşetleri alarak kaçtı.

Sabah iş yerine gelen çalışanların ihbarı üzerine olay yerine gelen 30 kişilik polis ekibi arama yaptı.

Zanlıların istinat duvarını atladıkları sırada yere 10 bin dolar düşürdüğünü fark eden polis memurları, bölgedeki ayak izlerini takip ederek zeytin ağaçları ve sazlıklar arasında poşetlerle gömülü 1,5 milyon dolara ulaştı.

Bu kişilerin tekrar dönüp toprak altına sakladıkları parayı almaya gelme ihtimali üzerine polisler, eski bir araçta, kendilerini alkol alan kişiler gibi göstermek için ellerinde boş bira şişeleriyle nöbet tuttu.

Aynı akşam saat 22.00 sıralarında E.D. ve yanındaki 3 arkadaşı, ellerinde bavulla gelip toprağı kazmaya başladıkları sırada yakalandı.

E.D'nin, polise verdiği ifadede, yanındaki 3 arkadaşının olaydan haberi olmadığını, soygunu kendisi ile 2 ay önce hırsızlık suçundan yattığı cezaevinden tahliye olan Alparslan Gökhan D. ve M.K. ile yaptıklarını itiraf ettiği öğrenildi.

Bilgisayar çalmak için girdikleri iş yerinde çelik kasayı açtıklarında şok geçirip birbirlerini tokatladıklarını anlattığı öğrenilen E.D'nin ifadeleri doğrultusunda Alparslan Gökhan D. evinde yakalandı, 800 bin dolarla kaçan M.K'nin arandığı bildirildi.

Ele geçirilen paranın fabrika sahibi Seçkin S'ye teslim edildiği belirtildi.

Zonguldak'ta Kılıçdaroğlu izdihamı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Sayın Başbakan şunu çok iyi bilsin kaderin ne olduğunu biz de biliyoruz ama önce insan aklını kullanacaksınız, gerekli önlemleri alacaksınız sizin gücünüzü aşan bir olay olursa onu 'kader' olarak söyleyeceksiniz” dedi.

kilicdaroglu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Zonguldak gezisinde Genel Maden İşçileri Sendikası’nı ziyaret etti. Kılıçdaroğlu burada sendikanın taşeronlaşmaya karşı durması gerektiğini söyledi. Ardından Kılıçdaroğlu sustu. Parti Meclisi üyesi emekli müftü İhsan Özkes önce grizu patlamasında hayatını kaybeden madenciler için dua etti sonra Başbakan Erdoğan’ın, “Bu mesleğin kaderinde bu var” sözlerine cevap verdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Zonguldak’ın Devrek İlçesi’nde kalabalık bir partili grubu tarafından karşılandı. Partilileri selamlayan Kılıçdaroğlu, yaklaşık 120 araçlık konvoy ile Zonguldak’a hareket etti. Şehir merkezinde otobüsten halkı selamlayan Kılıçdaroğlu, Genel Maden İşçileri Sendikası’na (GMİS) geldi. Kılıçdaroğlu, GMİS Genel Başkanı Ramis Muslu ve maden işçileri tarafından sendika binasının önünde çiçeklerle karşılandı.

“ÜRETENİN YANINDAYIZ”

Ramis Muslu’nun makamına çıkan Kılıçdaroğlu, CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Hakkı Süha Okay, kurultayda Parti Meclisi'ne seçilen İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin ve partililer, grizu faciasında ölen 30 madenci için başsağlığı dileğinde bulundu.

Sendikanın taşeronlaşmaya karşı durması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, CHP olarak yeraltında üreten emekçinin yanında olduklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, “Aramızda zaman zaman görüş farklılıkları olabilir ama CHP olarak her zaman üretene, katma değer yaratana destek vereceğiz. Biz de sizden tek bir şey istiyoruz. Siz de koşulsuz olarak yanınızda olan CHP’ye destek verin, Türkiye’ye destek verin. Türkiye’yi içinde bulunduğu darboğazdan el ele vererek çıkaracağız” dedi.

Muslu da madenciliğin ayrı bir deneyim, bilgi, kültür isteyen bir iş kolu olduğunu belirterek, “Yer altında kesinlikle taşeron firma istemiyoruz” diye konuştu.

MADENCİLER İÇİN DUA ETTİ

Parti Meclisi üyesi emekli müftü İhsan Özkes, Muslu’nun makamında ölen madenciler için dua etti.

Özkes, Başbakan Erdoğan’ın, “Bu mesleğin kaderinde bu var” sözlerine karşılık, “Bu kader değildir. Bu anlayış çok tehlikelidir, bir anlamda intihar demektir. İntihar günahtır, hiçbir madenci bile bile intihar etmez” dedi.

“Tedbir, takdiri bozar” şeklinde bir söz olduğunu hatırlatan Özkes,  tedbir alınması ve İslam dininin doğru anlaşılması halinde bu tür olayların  yaşanmasının önüne geçilebileceğini ifade etti.