| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

HABERNAME

Yazılar arşiv 08.2007 Other entries in 2007-08 resimler , videolar

Yeni hükümetin ilk icraati zam yapmak olacak!

mujde
Yeni kurulacak hükümetin ilk icraatı, polise zam yapmak olacak. Peki zam ne kadar olacak?
Hükümetin kurulmasının ardından polis maaşlarına 200 ila 900 YTL arasında zam yapılmasını öngören iki ayrı kanun taslağının hazırlanmaya başlandığı öğrenildi.

Taslağa göre, çeşitli rütbelerdeki polislerin maaşları, kademeli olarak artırılacak. Polislere 200-300 YTL arasında zam öngörülürken, 1, 2, 3, ve 4'üncü sınıf Emniyet Müdürleri'ne de 400-700 YTL arasında zam düşünülüyor. Genel müdür yardımcıları düzeyinde bu rakam 900 YTL'ye kadar çıkıyor.

Polis maaşlarına yapılması düşünülen zammın, bizzat Başbakan Erdoğan tarafından gündeme getirildiği konuşuluyor. Erdoğan'ın, polislerin, özellikle seçim sürecinde güvenliğin sağlanması için üstün gayret gösterdiğini belirterek, polisler ile güvenliği sağlayan diğer birimler, yargı ve mülki idare mensupları arasındaki maaş uçurumunun kapatılması gerektiğini vurguladığı ifade ediliyor. Taslakta, polislerin 170 ila 220 YTL arasında fazla çalışma ücretinin de 250-400 YTL'ye yükseltilmesi düşünülüyor.

(Akşam)

İşte Gül'ün 600 yıllık soyağacı

ulsoy
Abdullah Gül'ün soyu nereye dayanıyor? Soner Yalçın, Gül'ün soyunu yazdı;
Hürriyet yazarı Soner Yalçın, bu günkü yazısında 11. Cumhurbaşkanlığı olmasına kesin gözü ile bakılan Abdullah Gül'ün soy ağacına dair bilgiler aktardı. İşte soy ağacına ait detayların yeraldığı o yazı...

Abdullah Gül aslen nereli? Sivaslı Sarrafzade Ailesi'yle ne tür akrabalık bağları var?

1915'te Siirt'ten göç mü ettiler? Kayseri'nin yarısı Gül Ailesi'ne mi ait? Fatih Sultan Mehmet'in hocası Akşemseddin'le Gül Ailesi'nin nasıl bir bağlantısı var? Büyük büyükdedesi Şeyh Tennuri kim? Gül'ün akrabaları arasında hangi ünlü isimler var? Kayınvalide Adeviye Gül ile gelini Hayrünnisa Gül'ün benzer yazgıları nedir?

Abdullah Gül'ün anne tarafının soyağacı yaklaşık 600 yıl öncesine gidiyor. Bu iddianın sahibi, Gül'ün annesinin amcası "Kayseri Ansiklopedisi" yazarı Abdullah Satoğlu ve büyük bir azimle ailenin soyağacını çıkarmış olan Gül'ün kuzeni Mehmet Celalettin Satoğlu'dur. Ailede soyağacı konusunda çalışan ilk kişi ise Gül'ün annesinin dedesi Mehmet Ali Satoğlu!

ANNE TARAFI

Soyağacının en başında Sivaslı kuyumcu Hüseyin Efendi var.

Aile, Sivas'ta "Sarrafzadeler" olarak tanınıyor.

Hüseyin Efendi'nin bilinen tek oğlu ise Şeyh İbrahim Tennuri.

Şeyhin doğum tarihi bilinmiyor; ölüm tarihi: 1482.

Ailenin en tanınmış, adı tarih ansiklopedilerine geçmiş üyesi Şeyh İbrahim Tennuri'yi kısaca tanımakta yarar var:

Şeyh Tennuri, Sivas'taki ilköğrenimi ardından Konya'ya gitti; Mevlana Sarı Yakup'un öğrencisi oldu. Sarı Yakup'un 1438'deki ölümününü ardından Hunad Hatun Medresesi'ne müderris olması sebebiyle Kayseri'ye geçti.

Ancak birkaç yıl sonra medresenin vakfiyesinde, sadece Hanefi müderrislerin görev alabileceği şartı üzerine Şeyh Tennuri görevi bıraktı. Çünkü kendisi Şafii mezhebindendi.

Fatih Sultan Mehmed'in hocası Akşemseddin'in ününü duyunca, Beypazarı'na gidip ona intisap ederek Bayramiye tarikatına girdi.

Üç ay dünya nimetlerinden uzak durup inzivaya çekildi. Ardından tasavvuf eğitimi tamamladı.

Akşemseddin'den icazet ve hilafet alarak tekrar Kayseri'ye döndü. Bu kez kendi tekkesini kurup, öğrenci kabul etmeye başladı.

Bu arada, kendi geliştirdiği kabızlık hastalığını tedavi şekli, "İbnü's Sarraf" olan lakabının değişmesine neden oldu!

Kabız olan müritlerini, sıcak fırın (tennur) üzerine oturtup, su içirip terleterek tedavi etmesi üzerine, "Tennuri" lakabını aldi!

Bir gün, Kayseri'de irşad faaliyetlerini sürdürürken, aldığı haber üzerine alel acele hocası Akşemseddin'in yanına gitti. Telaşının sebebi sonra ortaya çıktı: Hocasıyla birlikte İstanbul'un fethinde bulunmuştu.

Fetihten üç ay sonra tamamladığı, 5140 beyitlik mesnevi tarzındaki manzum eseri "Gülzar-ı Manevi"yi, Fatih Sultan Mehmed'e ithaf etti. (Bu eser halen Sülaymaniye Kütüphanesi'ndedir.)

Bu jest karşısında Fatih Sultan Mehmed, Şeyh Tennuri ve oğullarının vergiden muaf olduklarına dair ferman çıkardı.

Şiirlerinde "Aşık" mahlasını kullanan Şeyh İbrahim Tennuri'nin mezarı ve oğulları Şeyh Lütfullah ve Şeyh Ali'nin sandukaları da, Kiçikapı'dan Talas Caddesi'ne çıkılan ve kendi adını taşıyan sokakta, kendi yaptırdığı Şeyh Camii haziresindedir.

YARISI GÜL AİLESİ'NİN!

Abdullah Gül'ün anne tarafının soyağacı Şeyh İbrahim Tennuri'nin oğlu Şeyh Kasım'dan yürümektedir.

Şeyh Kasım'ın kızı Ayşe, Kayseri ulemasından tanınmış Sülayman Efendi'yle evlendi.

Sülayman Efendi-Ayşe Kadın evliliğinden doğan Kadı Bedreddin Mahmud aileyi zenginliğe kavuşturdu.

"El-hac Bedreddin Mahmud" Kayseri'nin en zengin adamıydı.

Mal varlığı gayrimenkulleri hakkında 966/M.1558 tarihini taşıyan "Vakıfname"ye göz atarsanız Kayseri'nin yarısının Kadı Bedreddin Mahmud'a ait olduğunu görürsünüz.

'SATOĞLU' AİLESİ

Uzatmayayım: Abdullah Gül'ün anne soyağacı Abdülhay, Mahmud Paşa, Mustafa Efendi, Hacı Paşa olarak sürüp gidiyor...

Soyağacı Cumhuriyet'ten sonra netleşiyor. Sarrafzadeler Ailesi'nden gelen Fatma Hanım, eşi Hacı Mükremin'in soyadını alıyor: "Satoğlu!"

Fatma-Hacı Mükremin Satoğlu'nun beş çocuğu oluyor: Mustafa, Ayşe, İbrahim Nafiz, Fatma (Nanekioğlu) ve Yüzbaşı Ahmet Efendi.

Artık yavaş yavaş Abdullah Gül'e yaklaşıyoruz.

Abdullah Gül'ün büyük büyükdedesi (annesinin babasının dedesi) İbrahim Nafiz.

İbrahim Nafiz'in kimle evli olduğu bilinmiyor. Dört çocuğu vardı; Mükremin, Behiye, Mehmet Ali ve Merzuka.

Behiye ve Merzuka hakkında soyağacında bilgi yok; ya erken öldüler ya evlenmediler.

Soyağacı erkeklerden yürüyor:

Abdullah Gül'ün dedesinin babası Mehmet Ali Satoğlu (1876-1968) Kadiri tarikatına mensup bir din adamıydı. Yukarıda yazdığım gibi, ailenin seceresini çıkaran da oydu.

Mehmet Ali Satoğlu iki kez evlendi.

Birinci karısı Adeviye'den Abdullah Gül'ün dedesi İsmail doğdu.

Abdullah Gül'ün annesinin "Adeviye" adı da buradan geliyor; İsmail Satoğlu kızına annesinin adını vermişti.

İlkokul öğretmeni İsmail Satoğlu Hacı Kadın'la evlendi ve üç çocuğu oldu: Ahmet, Nazif ve Abdullah Gül'ün annesi Adeviye.

Abdullah Gül'ün anne seceresine burada bir virgül koyup babasının soyağacına göz atalım...

GÜL'ÜN BABA TARAFI

Gül'ün baba soyuna ait fazla bilgi yok.

Gül'ün biyografisini yazan kitaplara (Örn: "Köşke Gül Harekatı" H. Tecimen-B.Bengisu-Akış Yayınları) ve bazı yayın organlarına (örn: Hürriyet 23.08.07) göre, Gül Ailesi 1915 yılında Siirt'ten Kayseri Develi'ye göç etmişlerdi.

Burada biraz durmak gerekiyor:

1915 yılı, Anadolu'nun altüst olduğu bir dönemdi.

Kafkas Cephesi'nde Ruslara yardım edip, ayaklanma çıkardıkları için Ermeni tehcirinin yapıldığı bir yıldı 1915.

Gül Ailesi Siirt'ten neden ayrılmıştı? Karışıklık ve iç çatışmalardan kaçıp, daha sakin olduğu için Kayseri'yi tercih etmiş olabilirler miydi? Ama, Kayseri'de de benzer olaylar vardı.

Abdullah Gül'ün babası Ahmet Hamdi 1927 doğumlu. Yani göçten 12 yıl sonra doğmuş, bu nedenle Kayseri'ye geliş sebebini bilemeyebilir.

Aileyi Kayseri'ye getiren muhtemelen Abdullah Gül'ün büyükdedesi Hacı Abdullah Efendi.

Batı'da yaygın olup bizde nedense hep küçümsenen "isim bilim" (onomastik) burada karşımıza çıkıyor. "Abdullah" Allah'ın kulu demek. Osmanlı'da savaş dönemlerinde evsiz barksız, ailesiz kalan çocuklara genellikle "Abdullah" adı veriliyordu.

Gül'ün büyükdedesi de savaş yıllarında kimsesiz mi kalmıştı acaba? Bilinmiyor.

Bu konuyu çok da uzatmak istemiyorum çünkü "1915'te Siirt'ten Kayseri Develi'ye gittiler" bilgisinin doğru olmadığını (C.Kalyoncu, Aksiyon 30.04.07 ve S.Kurt, Zaman 14.08.07) iddia eden bilgiler de var.

İbodan, Tarkan'ı kızdıracak taş

ibotasİbrahim Tatlıses, Sibel Can’la konser verdiği İstanbul Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda Tarkan’a yüklendi. Hakaret ettiği gerekçesiyle Tarkan’a daha önce 50 bin YTL ödemeye mahkum edilen Tatlıses, bu kez de “Tarkan sanatçı değil, sadece şarkıcı” dedi.

 

Sibel Can’la birlikte Tarkan’ın ’Çakmak Çakmak’ şarkısını seslendiren Tatlıses, ünlü assoliste, “Sana şarkı verdi diye Tarkan’a toz kondurmuyorsun, hep ona iltifat ediyorsun” dedi. Sibel Can, konser öncesi kol düğmesi hediye ettiği Tatlıses’in yöneteceği bir filmde oynayacağını söyledi.


Erdoğan'a bir haller mi oldu?

solbekRadikal, photoshop uygulamasıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı solcu yaptı. İşte Radikal'in manşeti;

AKP iktidarı sırasında düşük taban fiyatı ve girdilerdeki artış nedeniyle yaşadığı zor durumu "İki senedir anamız ağlıyor" diye dile getiren Mersinli çiftçiyi "Ananı da al git" diye azarlayan; işçilerin hak taleplerini ve eylemlerini görmezden gelen Başbakan Tayyip Erdoğan'a dün bir haller oldu. Erdoğan, Hizmet-İş Sendikası'nın 10. Olağan Genel Kurulu'nda geçmişte sendika, emek, örgüt, eylem, grev gibi kavramların 'öcü' olarak görüldüğünü vurgulayarak, "Emek hareketini hak ettiği konuma ulaştırmak boynumuzun borcudur" dedi.

 

Erdoğan, katıldığı Hizmet-İş Sendikası Genel Kurulu'nda, propaganda ve örgütlenme çalışmalarını "emek ekseni" üzerine kuran sosyalistlerden rol çaldı. "Sendikal hareketin önündeki tüm engelleri aşmak, emek hareketini hak ettiği konuma ulaştırmak boynumuzun borcudur" diyen Erdoğan işçi temsilcilerinin önünde özetle şunları söyledi:

Sendika ve grev 'öcü' gibi görüldü: Çalışma hayatımız, uzun yıllar, tıpkı siyasi hayatımız gibi ayrışma temalarına sahne olmuş. Geçmişte sendika, emek, örgüt, eylem, grev gibi hukuki kavramlar toplumun geniş bir kesimi tarafından adeta bir 'öcü' gibi görülmüş, yaşanan acı tecrübelerin de etkisiyle, emek hareketi hak ettiği noktaya bir türlü ulaşamamıştır.

Emekçileri hiç sayanlar var: Bunda geçmiş iktidarların da büyük payı olduğunu biliyorsunuz. Emek hareketine, işçi hakkına sahip çıkıyormuş gibi yapan, ancak birkaç yasal düzenlemeyle işi geçiştiren, sonrasında da bunun rantını on yıllarca kullanan iktidarları sizler de, bizler de gayet iyi biliyoruz. Sadece büyük patronları ya da küresel aktörleri muhatap alan, işçi haklarına tenezzül etmeyen iktidarların bu ülkeye kaybettirdiği yılları da gayet iyi biliyoruz.

Kalkınmada en büyük pay işçilerin: Emek hareketi, bize göre Türkiye'nin kalkınma hareketidir. Bugün üretimde, kalkınmada aldığımız mesafeyle övünüyorsak, yarınki Türkiye'ye umut ve güvenle bakıyorsak, bu başarıdaki en büyük pay sizlere, işçilerimize aittir. Sendikal hareketin önündeki tüm engelleri toplumun önündeki diğer tüm engeller gibi aşmak, emek hareketini hak ettiği konuma ulaştırmak bizim boynumuzun borcudur.

Daha çok kazanmalısınız: Ben Başbakan olarak, 70 milyonun hesabını omuzunda hisseden bir insan olarak sizlerin mutlaka daha çok kazanmanızı istiyorum ama ikimiz de gerçekçi olmak zorundayız. Bu kardeşiniz, tüm işçi kardeşlerimin, vatandaşlarımın aynı zamanda emanetçisi durumunda.

Eylem demokratik bir haktır: Sorun çözülemiyorsa elbette eylem en demokratik haktır. Fakat daha müzakereyi açmadan masayı terk etmek veya Türkiye'nin imkânlarını göz ardı edip olmayacakları istemek tribünlere oynamak olur.

(Radikal)

 

Erdoğanın dili sürçtü.Yargı içine napmış.

Başbakan canlı yayında, çetelerle mücadeleyi anlatırken dili fena sürçtü. İşte o an VİDEO...
Başbakan, çetelerle mücadeleyi anlatırken dili sürçtü. Erdoğan, şunları söyledi:

"Çeteler ciddi vurgun yedi. Çeteler, bürokrasi, asker, meclis, polis, siyasetin içine sızmış. Yargı içine s....mış (hemen sızmış diye düzeltti). Bunların nerelerde neler yaptıkları ortaya çıkarıldı. Bu konularla ilgili yargı süreci başladı. Eğer biz yere sağlam basarsak, bu çetelerden, mafyalardan ülkemizi temizleriz." .

Baykal Güle küstah dedi

baykalgul
Baykal'ın grup toplantısındaki konuşması yayınlandı. Gül'e neden "küstah" dedi?
Deniz Baykal’ın önceki gün partisinin basına kapalı grup toplantısında yaptığı konuşma yayınlandı.

Baykal, partisinin resmi internet sitesine koyulan konuşmasında, AK Parti’in cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül’ün geçmişteki bazı açıklamalarıyla ilgili olarak "Küstah" değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti’nin yüzde 47’lik seçim başarısını da "Ilımlı İslam" sürecinin parçası olduğunu savunan, Baykal, şöyle dedi:

"Türkiye’ye ikinci cumhuriyetçi, yeni Osmanlıcı bir cumhurbaşkanı. Böyle bir şey olabilir mi? En küstah, kaba değerlendirmesi, ’Türkiye’de cumhuriyetinin sonu geldi, kesinlikle laik sistemi değiştireceğiz.’ Bu yabancı gazeteciye verdiği mülakattır. ’Söylemedim’ dedi, adam çıktı dedi ki, bir yabancı bunu yapmaz; ’Söyledi’ dedi.

"ŞİMDİ SAMİMİYMİŞ"
" ’Teybimde var’ dedi. Bitti. Ne zaman reddediyor? Şimdi reddediyor. Şimdi bu manzara karşısında bugün diyor ki, rol yapmıyorum. Peki dün samimi konuşmuyor muydun? Bunları, demin söylediğim görüşleri söylerken rol mü yapıyordun? Hayır. O zamanda rol yapmıyordu. O zamanda samimiydi. Şimdide samimiymiş. Yarın ne yapacaksın?

Cumhurbaşkanı seçiyoruz. Yani senin samimiyetine biz güveneceğiz. Bir dayanak arama ihtiyacı içinde değil miyiz? Cumhurbaşkanı seçeceğimiz insanın görüşlerinin durmuş, oturmuş, güvenilir, iyi günde, kötü günde, karda kışta, zemheride, eyyam-ı báhurda denenmiş olması gerekmiyor mu? Şimdi bu ortamda Sayın Gül için söylenebilecek çok söz var da onun için kesinlikle söylenemeyecek olan bir söz, özü ve sözü birdir sözüdür."

Yargıtay'dan emsal karar

Yargıtay İslami sermayeli bir holding yöneticisi hakkında ilk kez emsal niteliğinde bir karar verdi. Yargıtay'ın verdiği bu 'nitelikli dolandırıcılık' kararı benzer holdinglerin yargılanan yöneticileri için de kullanılacak

Avrupa ve Türkiye’de 20 bine yakın kişiden yüksek kar payı vaadiyle para toplayan İslami sermayeli Sayha Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Erol Doğru ile 7 yönetici hakkında yerel mahkemenin ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçlamasıyla verdiği 5’er yıllık hapis ve 100’er bin YTL’lik para cezası Yargıtay tarafından onandı. Erol Doğru’nun kardeşi Hasan Doğru Afyonkarahisar’da yakalandı. Polis, haklarında tutuklama kararı çıkarılan Erol Doğru ve 6 yöneticiyi arıyor.

Sayhazedelerin avukatı Nazik Köçer, Yargıtay’ın ilk kez bir İslami holding yöneticileri hakkında ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçundan onama kararı verdiğini, bu kararın diğer benzer davalara emsal teşkil edeceğini söyledi.
Konya’da ve yurtdışında bulunan 39 Sayhazede, yüksek kar payı vaadiyle yatırdıkları paraları geri alamadıkları iddiasıyla Sayha Holding Başkanı Erol Doğru ve 13 yönetici hakkında Nisan 2003’te Konya Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Doğru ve yöneticiler hakkında Konya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘Nitelikli dolandırıcılık’ suçundan dava açıldı. Mahkeme Kasım 2005’te Doğru ve 13 yönetici hakkında TCK’nın 158/1 maddesi gereği ‘Nitelikli dolandırıcılık’ suçundan 5’er yıl hapis ve 100’er bin YTL’de para cezası verdi. Doğru ve avukatları kararı temyiz etti.

YARGITAY ONADI

Yargıtay 11’inci Ceza Dairesi, 4 Temmuz 2007’de verdiği kararla Başkan Erol Doğru ile birlikte yöneticiler Mehmet Kayakuş, Selahattin Genç, Hasan Doğru, Tevfik Tığlıoğlu, Ali Sağlık, Yücel Çiftçi ve Mehmet Öğe’nin suçlarının sübuta ermesi nedeniyle kararı bu kişiler açısından onadı. Holdingin eski başkanı Seyit Ali Emelek ile eski yöneticiler Ahmet Kiriş, Süleyman Karaman, Ali Dığrak ve Şüayip Güney’in ise 19 Aralık 1999 tarihinde yapılan genel kuruldan sonra holdingde görev almadıkları gerekçesiyle suçlarının zaman aşamına uğradığına karar verdi. Dosya 31 Temmuz 2007’de yeniden Konya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne göderildi. Mahkeme kararı İnfaz Savcılığı’na gönderdi. Yöneteciler hakkında tutuklama kararı çıktı. Sanıkların yatacakları süre hesaplanarak, karar Konya Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne tebliğ edildi.

KARDEŞİ TUTUKLANDI

Sayha Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erol Doğru’nun kardeşi olan ve aynı zamanda holding yöneticisi Hasan Doğru, geçen hafta Afyonkarahisar’da yakalanarak cezaevine gönderildi. Polis, şimdi halen holdingin başkanı olan Erol Doğru ile diğer 6 yöneticiyi arıyor. Doğru ve yöneticilerin son bir kaç yıldır Konya dışında oldukları biliniyor.

AVUKAT: EMSAL TEŞKİL EDER

Sayhazedelerin avukatı Nazik Köçer, kararın Konya’daki İslami holdingler açısından bir ilk olduğunu belirterek, “Yerel mahkemenin verdiği ’Nitelikli Dolandırıcılık’ kararı da bir ilkti. Şimdi uzun süredir beklediğimiz Yargıtay da yerel mahkemenin kararını onadı. İslami holdinglere ilgili davalarda mahkemenin ‘Nitelikli Dolandırıcılık’ suçuyla ceza vermesi oldukça anlamlı. Bu kararın davaları süren diğer İslami holdingler için de emsal teşkil edeceğini düşünüyorum” dedi.

Yunanlılardan alçak taciz


Yunanistan savaş uçakları, uluslararası hava sahasında uçuş yapan Türk F-16'larını yine taciz etti.

Genelkurmay Başkanlığı'nın resmi web sitesinde 'Ege/Akdeniz Eğitim ve Tatbikat Uçuşlarına Yunanistan'ın Müdahalesi' bölümünde yer alan bilgilere göre, Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın, Ege Denizi'nin uluslararası hava sahasında uçuş yapan F-16 uçaklarına, dün Midilli Adası'nın güneybatısında Yunanistan'ın N. Ankhialos meydanından kalkan F-16 uçakları tarafından bir kez önleme yapıldı.

Yunan uçakları, Ağustos ayında Türk uçaklarına toplam 19 kez önleme girişiminde bulundu.

Hürriyet'ten Akp milletvekiline "LAN" lı yanıt...

Sana ne lan diyen vekile aynı dilden cevap geldi. Hürriyet sürmanşetten bu sözle yanıt verdi.
lanolum

AK Parti Balıkesir Milletvekili Cemal Öztaylan'ın Hürriyet'in fişleme haberine işte "Sana ne lan benim karımdan" diye tepki göstermişti. Sana ne lan ifadesi pek de alışık olmadığımız bir üsluptu..
Ne diyordu Öztaylan:

"Efendim, Balıkesir milletvekillerinden hangisinin karısının başı açık? Sana ne lan? İşiniz mi yok?"

HÜRRİYET'TEN "LAN" YANITI!

Cemal Öztaylan'ın bu "lan" çıkışına gelen yanıt da aynı oldu. Öztaylan'ın üslubu tartışılırken, Hürriyet de aynı dille Sana ne lan benim haberimden? başlığını attı.

Gazetenin köşe yazarı Mehmet Y.Yılmaz'ın köşe yazısı sürmanşete çıkarıldı. Bu başlık altında Yılmaz'ın şu sözleri yer aldı;
"Sana mı soracağız, gazetemize hangi yazıyı yazacağımızı, hangi haberi koyacağımızı? Bir demokraside, basının en temel görevlerinden biri de budur: Seçilenleri halk adına denetlemek. Bunu yaparken o haber falancanın hoşuna gitmez, bu haberi fişmekan beğenmez diye düşünmek gazetecilerin işi değildir. Başlık bu nedenle zorunlu oluyor: Sana ne lan benim haberimden?"

Görünen o ki "lan"lı polemik devam edecek gibi... Bakalım Öztaylan'ın buna yanıtı ne olacak...

Motor yakıtında müthiş buluş

Borik asit parçacıklarını motor yağıyla karıştırdı. Ortaya müthiş buluş çıktı.yakit.

Borik asit parçacıklarının motor yağını kayganlaştırdığını ortaya çıkaran Dr. Ali Erdemir sayesinde her gün milyonlarca varil yakıt tasarrufu sağlanabilir.

ABD Enerji Bakanlığına bağlı Argonne Laboratuvarlarında çalışan Türk bilim adamı Dr. Ali Erdemir, borik asit parçacıklarını motor yağıyla karıştırarak, yağın daha kaygan hale gelmesini sağladı.

Argonne Laboratuvarlarının internet sitesinde verilen habere göre, Erdemir, yağa borik asit parçacıklarını katarak, motor parçaları arasındaki sürtünmeyi azalttı ve böylece enerji tüketiminde tasarrufun yolunu açtı.

Argon’un enerji sistemleri biriminin üst düzey bilim adamları arasında yer alan Ali Erdemir’in 20 yıllık çalışma sonucunda elde ettiği bulgulara göre, dibe çökmeme özelliği bulunan borik asit, sürtünen yüzeylerin en ince kısımlarına kadar nüfuz ediyor ve koruyucu, kaygan bir tabaka oluşturuyor. Bu tabaka, sürtünen yüzeyler arasındaki sürtünme katsayısını üçte iki oranında azaltıyor ve bu da yüzeyde daha az enerji harcanmasını mümkün kılıyor.

Yeniliğin, aynı zamanda motor ve makinelerin ömrünü uzatma ihtimali üzerinde duruluyor. Erdemir, internet sitesinde yer alan açıklamasında, buluşun, yakıt tüketiminde yüzde 4 veya 5 oranında tasarruf sağlayabileceğini, bunun sadece yüzde birinin günlük petrol tüketimini milyonlarca varil aşağıya çekebileceğini ve böylece ekonomiye büyük katkı sağlanabileceğini söyledi.