| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

HABERNAME

Yazılar arşiv 09.2007 Other entries in 2007-09 resimler , videolar

Bu okulda kıyafet serbest

oktur
Kıyafet serbest, saç uzatmak serbest. Teneffüs müziği dahi Beethoven'in.
Diyarbakır'da bu yıl eğitim ve öğretime başlayan Özel Avrupa Birliği İlköğretim Okulu'nda her şey serbest. Sınıfların 24 kişiden oluştuğu ve toplam 215 öğrencinin öğrenim gördüğü okulda öğrenciler de, öğretmenler de istediği kıyafetle okula gelebiliyor, saçını uzatabiliyor. Öğrencilerin 2'si ise türbanla okula gidiyor

20 ÖĞRETMEN GÖREV YAPIYOR
Diyarbakır'da bu yıl eğitim ve öğretime başlayan, ancak henüz resmi açılışı yapılmayan Özel Avrupa Birliği İlköğretim Okulu'nda 215 öğrenci eğitim görüyor. 20 öğretmenin görev yaptığı okulda öğrenci ve öğretmenler kılık-kıyafetlerinde özgür bırakılıyor.

Kimi başörtüsü, kimi sivil kıyafetle kimi de okulun belirlediği standart kıyafetle derslere giriyor. Okulda öğrenciler de öğretmenler de saç uzatabiliyor. Avrupa Birliği İlköğretim Okulu'nda sınıflar Avustralya'daki okul standardında göre hazırlanmış. Okulun teneffüs müziği dahi Beethoven'in 9'uncu senfonisinden hazırlandı.

"KADİR HAS'TAN İLHAM ALDIK"
Özel Avrupa Birliği İlköğretim Okulu'nun sahibi ve müdürü Mustafa Çakır "Kayseri'de işadamı Kadir Has yaptığı bir konuşmasında 'Türkiye'de bir gün Avrupa Birliği Okulu açmayı istiyorum' demişti. O'nun verdiği ilham üzerine okulu hizmete açtık" dedi.

Hüseyin Kaçar/Sabah

Ablasının kocasıyla evlenen ünlü kim!

kocaa
Yaprak Dökümü bir dizi. Ama bu ünlümüzün yaşadıkları gerçek...

Milyonları ekran başına kilitleyen Yaprak Dökümü dizisindeki iki kız kardeşin aynı adamla yaşadığı aşkın bir benzerini ünlü popçu Nazan Öncel ve kız kardeşi Pınar Güvenel de yaşamış.

Geçtiğimiz günlerde bu aşkı yaptığı bir şarkı ile gündeme getiren Pınar Güvenel, ablası Nazan Öncel’in kocasını elinden aldığını iddia etti. Nazan Öncel, bu konuda sessiz kalmayı tercih etti. Peki eşi Akşit Togay ne düşünüyordu?

KOCAM ABLAMLA EVLİ

Togay, Yaprak Dökümü’ndeki Oğuz gibi önce Pınar Güvenel ile evlenmiş, ardından ablası Nazan Öncel ile dünyaevine girmişti. Pınar Güvenel’in “Kocam beni bırakıp ablamla birlikte oldu. Çocuğum travmalar geçiriyor” şeklindeki sözlerini Akşit Togay’a sordum. İşte Togay’ın açıklamaları: “Ben bugüne kadar bu konularla ilgili olarak hiçbir medyaya konuşmadım. Her şey insanlar tarafından nasıl algılanıyorsa öyle olsun, ben böyle bir medyanın içinde asla olmam. Buna karakterim müsait değil. Şimdi her şey ortalara dökülüyor. Beni neyle suçlarlarsa suçlasınlar benim bu konuyla ilgili söyleyecek bir şeyim yok. Kimseyle muhatap olmak istemiyorum. Pınar Hanım eskiden beri bu tarz açıklamalar yapıyor. Biz yine kendisine cevap vermiyorduk. Çocuğumun travmalar geçirdiği ise doğru değil, bu kendisinin uydurduğu şeyler.” Pınar Güvenel ise amacının ablasıyla barışmak olduğunu bu nedenle bu konuyu gündeme getirdiğini belirterek şunları söyledi:

 “ÇARPIK İLİŞKİ”

“Rahmetli annem ölmeden önce ablamla barışmamı bana vasiyet etti. Ben de o vasiyeti yerine getirmek için ablam Nazan ile barışmak istedim. Televizyonlara çıkmamın sebebi de bu yüzdendir. Benim Nazan’ın kocasından bir çocuğum var. Fakat babası çocuğuyla ilgili değil. Benim çocuğum baba sevgisizliğiyle büyüdü. Ve bu ilgisizliğin Nazan’dan kaynaklandığını biliyorum. Çünkü yaptırım kadındadır. Benim oğlum Amerika’da benzin istasyonunda çalışıyor. Artık Türkiye’ye gelmek istemiyor. Ablamla barışmak istememin bir nedeni de oğlumun babasıyla arasını düzeltmesi. Çok mağdur durumdayım. Yaşadıklarıma rağmen ablamı hiç karalamadım. Onların ilişkilerini ilk duyduğumda çıldırdım, kafayı yemek üzereydim. 9-10 yıl tedavi gördüm. Herkesin bir onuru var. Eski kocanızın tercih ettiği kadın ablanız olsa siz de çok acı çekerdiniz. Ben hiçbir zaman çarpık ilişki yaşamadım. Eniştesiyle evlenirken bunları düşünseydi. Bu yaptığı normal bir şey değil. Biz Nazan ile çok yakın iki kardeştik. Ona hiçbir şey konduramadım. Zaten bu olaylar yaşanırken ben çok küçüktüm. Nazan’ı evimizde misafir ediyorduk. Hatta o zaman eşim ona alt katımızda bir daire tuttu, kirasını biz ödedik. Şimdi beni şöhretini kıskanan kardeş olarak lanse ediyor halbuki ben Nazan’ı hiç bir zaman kıskanmadım.”

Kaynak: Vatan

Bu şeytanın aklına gelmez

sizigidi
Blair, Almanya'dan zırhlı araba sipariş etti. Aracın bagajından ne çıktı dersiniz...
İngiliz Telegraph gazetesinde yer alan haber, kaçak göçmenlerin her yolu göze aldıklarının belgesi... Bunun için bazen en olmadık yolu dahi kullanıyorlar. Tıpkı İngiltere'yi çalkalandıran bu olayda olduğu gibi...

İngiltere eski Başbakanı Tony Blair için Almanya'dan zırhlı BMW marka bir araç sipariş edildi. Araba Blair'e firmanın Almanya'daki merkezinden gönderildi...

İngiltere'ye ulaşan arabayı teslim alan yetkililer büyük şok yaşadı. Zırhlı BMW'nin bagajından 4 kaçak göçmen çıktı.

Olay büyük şaşkınlık yaratırken, İngiliz polisi durumu, "Polisle yüzyüze gelmek onlar için tatsız bir sürpriz oldu. Bizim içinse en kötü sürpriz, nasıl geldiklerini gördüğümüzde oldu” sözleriyle aktardı.

Kaçak göçmenlerin Fransa'da araca sızdıkları sanılıyor. BMW 7 serisinden 230 bin dolarlık koyu gri araç, kurşun geçirmez camlar ve zırhla kaplı.

Yüzümüz kalmadı! Kapalıyız

konka
6 haftadır galibiyet yüzü göremeyen Konyaspor taraftarının tepkisi dikkat çekti.
Ligin başlamasından bu yana geçen 6 haftada 4 beraberlik ve 2 mağlubiyet alan Konyaspor'un, son olarak Fortis Türkiye Kupası'nda Şanlıurfaspor'a 2-1 yenilmesi taraftarları üzdü.

Bu sonuçlar karşısında büyük üzüntü yaşayan Konyaspor'un taraftar
gruplarından Nalçacılılar, tepkisini, internet sitesini karartıp, siyah zemin
üzerine ''Konyaspor'u kaybettim'' başlıklı mesaj yayınlayarak gösterdi.

Grubun internet adresi olan www.nalcaci.com'un editörleri, sadece forum
mesajı yazılan bölümü aktif halde bıraktıkları sitede şu mesajı yayınladı:
''Senelerce peşinden koştuğum, yeri gelince aç kalıp son parama bilet aldığım, yeri gelince kar kış demeden kilometrelerce gittiğim, son 5 aydır ayrı düştüğüm ama hiç bir zaman aklımdan çıkarmadığım sevgilimi, Konyasporum'u kaybettim.

...Ey sevgilim Konyaspor'um, yetmez mi artık bu kadar eziyet, yine eski günlerimize dönsek iyi olmaz mı? At be şu ölü toprağını üstünden, silkin kalk ayağa 'dur' de. Sabırla ve tüm takatimle aynı yerimde beklemekteyim seni Konyaspor'um.''

Bu mesajın alt bölümünde ise siyah zemin üzerine beyaz harflerle, ''Artık
usandık ve yüzümüz kalmadı, bir süre kapalıyız
''
mesajı dikkat çekiyor.

Cepte sms türkçe karekter farkı!

smslerTelekomünikasyon Kurumu, sms'lerde Türkçe karakter kullanıldığında daha fazla ücretlendirmenin önüne geçmek için karar aldı. Karar gereğince 1 Ocak 2008 tarihine kadar GSM işletmecilerine süre tanındığı, bu tarihten sonra sms'lerden doğacak maliyeti GSM işletmecileri üstlenecek.

Telekomünikasyon sektörünün önde gelen sivil toplum kuruluşlarından Telekomünikasyon ve Enerji Hizmetleri Tüketici Hakları ve Sektörel Araştırmalar Derneği (TEDER) ve Telekomünikasyon İş Adamları Derneği'nin (TÜTED) sms'lerde Türkçe karakter sorunu ile ilgili Telekomünikasyon Kurumu'nun aldığı karara istinaden ortak açıklama yaptı.

Son dönemlerde sms'lerde Türkçe karakter kullanıldığında daha fazla ücretlendirme yapılması yoğun olarak gündeme geldiği, sorun hangi sebepten kaynaklandığı belirtilen açıklamada şu bilgilere yer verildi: "GSM standardında 2 alfabe tablosu tanımlanmıştır. Bunlardan biri Unicode alfabesi, diğeri ise her bir karakteri 7 bit uzunluğunda olan GSM alfabesidir. Unicode alfabe tablosunda tablonun her bir elemanı 2 byte (=16 bit) uzunluğundadır. (1 byte = 8 bit)

GSM alfabesinde sadece 128 karakter bulunmakta ve bunların içinde Türkçe'deki ı, ğ, ş, İ, Ğ, Ş harfleri bulunmamaktadır. SMS mesaj bilgisi için GSM' de 140 byte ayrılmıştır. Bu GSM alfabesi kullanıldığında 140x8 /7 = 160 karakter alır.

Eğer Unicode alfabe kullanılırsa 140x8 / 16 = 70 karakter alır. Eğer bu limitler geçilirse yeni bir SMS oluşturularak mesajın devamı yeni SMS' in içine yazılır. Örnek olarak 160 karakterlik Unicode Türkçe mesaj ancak 3 SMS (70+70+20 karakterden oluşan 3 mesaj) ile gönderilebilir. Bu sorundan dolayı bir çok cep telefonu kullanıcısı zarar görmektedir"

Açıklamada Telekomünikasyon Kurumu bu konuyu çözmek üzere bir karar aldığı, karar gereğince 1 Ocak 2008 tarihine kadar GSM işletmecilerine süre tanındığı, bu tarihten sonra bu şekilde oluşacak sms'lerden doğacak maliyeti GSM işletmecileri üstleneceği kaydedildi.

1 Temmuz 2008 tarihine kadar da cep telefonu üreticisi olan firmalara yazılımsal ve donanımsal olarak bu sorunu aşmaları için süre tanındığı, 1 Temmuz 2008 tarihinden sonra bu problemi taşıyan cihazların Türkiyeye girişi yasaklanacağı ifade edilen açıklamada "Bu kararın cep telefonu üreticilerini son derece zorlayacağını ve pazar dengelerini değiştirebileceğini düşünüyoruz. Tüketici lehine yapılan bu çalışmada cep telefonu üreticilerinin de mağdur olmaması için konuyu sivil toplum kuruluşları ve cihaz

üreticileri ile birlikte Uluslararası GSM Birliği (GSMA) gibi uluslararası kurumlara taşıyarak sorunun kökten halledilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda cihaz üreticilerinin daha aktif olması gerekmektedir" denildi.

Kiracılar dilinizi sıkı tutun

kiraci
Ev sahibi ile tartışmalı olan kiracılar dikkat. Siz siz olun dilinize hakim olun.

Yargıtay, ev sahibine hakaret ve tehditi tahliye nedeni saydı.

İstanbul’da, kira artışında anlaşmazlığa düştüğü ev sahibinin evine oğullarıyla giden kiracı, ev sahibine hem hakaret hem de tehditte bulundu.

Çıkan tartışmaya komşular da tanık oldu. Bunun üzerine ev sahibi, kiracısı ve oğulları hakkında savcılığa şikayette bulundu.

Ev sahibi, davasında, kiracılarının "tehdit, hakaret ve haneye tecavüz" eylemlerinden mağdur olduğunu ve kira sözleşmesinin iptal edilerek evin tahliyesini talep etti.

Mahkeme, "hakaret" ve "tehdit" eylemi ile "kiralanan konutun kötü kullanımı" arasında bağlantı olmadığını gerekçe göstererek tahliye davasını reddetti. Karar Yargıtay’da temyiz edildi.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, kiracı ve oğullarının "tehdit, hakaret, haneye tecavüz" eylemlerini, "kiralanan konutun kötü kullanımı" olarak niteledi. Yargıtay mahkemenin aksi kararını bozdu ve kiracısının tahliyesine hükmetti.

DİKKAT Cepten büyük vurgun

ceptelefon


Cep telefonu ile yapılan dolandırıcılıklara yeni bir tarz daha eklendi. Aradıkları kişilere "hakkınızda küfürlü mesajdan dolayı şikayet var" deyip # 154'ün tuşlanmasını isteyen dolandırıcılar, bu sayede uluslararası görüşmeye açılan telefondan 2-3 bin YTL'lik görüşme yapıyor.

Edinilen bilgilere göre, kendisini emniyet görevlisi olarak tanıtan ve cep telefonu sahibine ismi ile hitap eden dolandırıcılar, "hakkınızda küfürlü mesajdan dolayı şikayet var" deyip # 154'ün tuşlanmasını istiyor. Bu tuşlama ile uluslararası görüşmeye açılan telefondan birçok ülke aranınca telefon sahibine 2-3 bin YTL'lik fatura geliyor. Aranan numara kendilerinde kayıtlı olmasına rağmen bir netice alamayan mağdur vatandaşlar, hat sahibi hakkında suç duyurusunda bulunmak için savcılığın yolunu tutuyor.

Bu arada, mağdurların operatörden kendi numaralarının uluslararası dolaşıma kapatılması için işlem yaptırmaları gerekiyor. Savcılıklara ise bu konuda her gün ciddi miktarlarda müracaatta bulunulduğu öğrenildi.

Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, cep telefonundan arayan dolandırıcıların inandırıcı olmak için her yolu denediğini belirterek, "Sahte polis memuru sicil no, şube ve isim söylüyor. Telefon sahibi hakkında şikayet olduğunu iddia ederek kare 154'ün tuşlanmasını istiyorlar. Dolandırıcılar bu sırada cep telefonunu uluslar arası dolaşıma açarak, hattı kendi telefonlarından kullanıma alıyorlar. Böylece kendi numaralarından uluslararası görüşme yapma imkanına kavuşuyorlar. Ay sonunda ise # 154'ü tuşlayanlara 2-3 bin YTL gibi kabarık bir fatura geliyor" dedi.

"Milletimiz ile aramıza duvarlar öremeyiz''


AK Parti Genel Başkanı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'li milletvekillerine, ''Sizlerden Ankara siyasetçisi olmanızı değil, Türkiye büyüklüğünde bir siyasetin temsilcileri olmanızı istiyoruz'' diye seslendi.

Erdoğan, genel seçimlerin ardından TBMM'deki ilk grup toplantısında, Türkiye'nin makus talihini değiştiren, krizleri, sıkıntıları milletin gündeminden tümüyle çıkaran ilk 5 yıllık AK Parti iktidarının ardından çok daha ileri hedeflerle, yeni başlangıç yapmaya hazırlandıklarını söyledi.

Ülkenin doğru istikamette yola devam etmesi için, son derece önemli 3 Kasım ve 22 Temmuz seçimlerini, Türkiye'ye ve Türk demokrasisine yakışan olgunluk içinde gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, milletin 22 Temmuz'da, AK Parti'nin geçen 5 yıllık iktidarına büyük teveccühle güvenoyu verdiğini, gelecek dönemde de değişimin Türkiye'nin yegane rotası olduğunu teyit ettiğini kaydetti.

Milletin oylarıyla seçilerek, temsil görevini yürütmek üzere TBMM'ye gelen her milletvekiline, en az milleti kadar inandığını ve güvendiğini dile getiren Erdoğan, gelecek 5 yıllık sürecinin, Türkiye'ye, partisine ve millete hayırlar getirmesini temenni etti.

 

-''Vites büyüttüğü yıllar''-

 

60. Hükümeti oluşturduklarını ve hükümet programı üzerindeki müzakerelerin dün tamamlandığını anımsatan Erdoğan, ''Yarın da güven oylamasından alnımızın akıyla çıkarak, bu yeni dönemi resmen başlatmış olacağız. Önümüzdeki yılların, Türkiye'nin muasır medeniyet seviyesinin ötelerine doğru çıktığı, bu önemli kutlu yolculuk için ne kadar önemli yıllar olduğunu eminim ki her arkadaşım çok iyi biliyor'' diye konuştu.

Bu yılların, Türkiye'nin kalkınmada vites büyüttüğü yıllar olacağını dile getiren Erdoğan, bunu söylerken tek boyutlu değil, çok boyutlu, insan odaklı, demokrasi ve özgürlüklerden güç alan, adaleti ve refahı gözeten bir kalkınma anlayışından söz ettiğini belirtti.

Başbakan Erdoğan, geçen 5 yıllık süreçte, Türkiye'nin kronik sıkıntılarından önemli ölçüde uzaklaştığını, özgüvenini ve dinamizmini yeniden kazandığını, geleceğe umutla bakan bir ülke haline geldiğini söyledi.

 

-''Milletin sesine sağır''-

 

Başbakan Erdoğan, AK Parti olarak, katılımın en üst seviyede kurulduğu bir yönetim anlayışının, Türkiye için en hayırlısı olduğuna inandıklarını bildirdi.

Bu noktada milletvekillerine çok önemli görevler düştüğüne dikkati çeken Erdoğan, ''Aramızda, milletin sesine sağır, insanlarımızın ihtiyaçlarına duyarsız, ülkemizin gerçeklerine yabancı tek bir arkadaşımız olduğuna ihtimal vermiyorum'' diye konuştu.

''Ancak şu da gerçek ki millet oylarıyla Ankara'ya gelip, ilk iş olarak milleti ile arasında duvarlar ören siyaset erbabını bu ülke çok görmüştür'' diyen Erdoğan, kendilerinin asla milleti hayal kırıklığına uğratamayacaklarını, millet ile aralarına duvarlar öremeyeceklerini, perdeler çekemeyeceklerini söyledi. Erdoğan, ''Bizim vicdanımızın baş köşesinde taşımamız gereken hakikat budur'' dedi.

Milletvekillerine, ''Sizlerden Ankara siyasetçisi olmanızı değil, Türkiye büyüklüğünde bir siyasetin temsilcileri olmanızı özellikle istiyoruz'' diye seslenen Erdoğan, milletvekillerinden, Ankara'nın, Türkiye'nin her köşesine eşit yakınlıkta duran duyarlı bir başkent haline gelmesine katkıda bulunmasını beklediğini belirtti.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hiç kimsenin, herhangi bir vilayette halkı istismar etmeye kalkmamasını isteyerek, ''Bizim hiçbir zaman halkımızla problemimiz olmaz. Yeter ki yerel yöneticiler laf üretmek yerine iş üretsin'' dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti olarak Türkiye'nin partisi olmaya özen gösterdiklerini ve 70 milyon vatandaşı kucakladıklarını söyledi.

''Hiç kimse herhangi bir vilayette halkımızı istismar etmeye kalkmasın'' diyen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Biz, 70 milyon vatan evladının hiçbirini ayrıma tabi tutmadık. 58 ve 59. Hükümetler bunun ispatıdır. Hiçbir belediyemiz kalkıp da ''AK Parti iktidarı kendi belediyelerine farklı, bize farklı para gönderdi' diyemez. Hakkı neyse onu almıştır... Bu kadar iddialı konuşuyorum. Aksine savunan çıkarsa çıksın ispat etsin. Biz, hiçbir belediyeyi ayırt etmedik. Kesintileri yüzde 40 seviyesinde tuttuk, yüzde 60'ı gönderdik.

Bizim muhatabımız; şu partili, bu partili belediye başkanları değil, orada yaşayan halktır, köydür, kasabadır, şehirdir... KÖYDES'den sonra BELDES'i uygulamaya koyduk. Burada da belediye ayrımı yapmadık. Paralarını, kriterlere göre gönderiyoruz. Bunu görmezden gelerek halkımız üzerinden siyaset yapıyorlar.

Bizim hiç bir zaman halkımızla problemimiz olmaz. Yeter ki yerel yöneticiler laf üretmek yerine iş üretsin. Proje üretsinler, hizmet üretsinler... Biz, bütün vatandaşlarımızın taleplerini, bize oy verenlerin taleplerinden farklı görmedik, görmeyiz.''

-''Ne bölge, ne il''-

Başbakan Erdoğan, bölge, zümre ve etnik siyaset anlayışlarının geride kaldığını vurgulayarak, ''Ne bölge, ne il... Böyle bir ayrım yok. 780 bin kilometrekare üzerinde siyaset yapıyoruz'' dedi.

İktidarları döneminde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesine 5.5 milyar YTL (5.5 katrilyon lira) yatırım yaptıklarını hatırlatan Erdoğan, ''Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemiz böyle bir yatırımı daha önce görmedi. Bunu görmezlikten gelmek insaf dışıdır'' diye konuştu.

Türkiye haritası üzerinden siyaset yaptıkları için biri hariç tüm illerden milletvekili çıkaran tek parti olduklarını kaydeden Erdoğan, ''tek bölge değil, 7 bölge 81 ilin Türkiye'nin tüm kaynaklarından adil yararlanması için çalışıyoruz'' dedi.

Bakan parasıyla zengin oldular!

Eski bakan Güner'in bankadaki parasını zimmetine geçiren Eryiğit çifti, bu parayla karpuz ticareti yaparak bir servet elde etti. Banka ve Güner'in zararını ödeyen çift 'etkin pişmanlık'tan da yararlanacak


bakanbeyEski Kültür Bakanı Agah Oktay Güner'in bankadaki hesabından 2 milyon 726 bin 891 YTL'sini zimmetine geçiren bankacı Nilgün Eryiğit ile kocası Halil İbrahim Eryiğit'in parayı işleterek zengin oldukları ortaya çıktı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Güner ile eşinin banka hesaplarındaki paranın ortadan kaybolmasına ilişkin soruşturmayı tamamladı. Savcı Vahdet Polatkan'ın açtığı davanın iddianamesine göre, tutuklu sanıklardan Nilgün Eryiğit'in Ankara'da bir bankanın Çankaya Şubesi'nde müdür olduğu, kocası Halil Eryiğit'in de Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nda işçi kadrosundan emekli olduğu kaydedildi.

İtibarlı müşteriler odaya

İddianamede, Nilgün Eryiğit'in itibarlı bir müşteri olan Güner'i odasında ağırladığı sırada hesabından para çekmeye başladı. İddianamede bankacı Eryiğit'in, 1 Haziran 2005-16 Nisan 2007 arasında Güner'in hesabına 345 kez girerek işlem yaptığı belirtildi.
Eryiğit'in, hesaptaki 1 milyon 883 bin 191 YTL'yi kocasının hesabına yatırdığının vurgulandığı iddianamede, zimmet olayı başladıktan sonra karı-kocanın yaşam standardının yükseldiği, lüks evler alıp döşedikleri kaydedildi. Halil Eryiğit ve okuldan yeni mezun olan kızının, kendilerine cip ve şirket satın aldıkları, kredi kartı harcamalarının 19 ayda 744 bin 887 YTL'yi bulduğu ifade edildi.

Karpuz zenginleri

Bankacı Eryiğit'in zimmetine geçirdiği parayı eşiyle birlikte "sermaye" olarak kullandığı da ortaya çıktı. Çiftin, bu parayla aldıkları karpuzları büyük alışveriş merkezlerine sattıkları, bu yolla milyon YTL'lik servete sahip olduğu vurgulandı. İddianamede, "Halil Eryiğit, eşinden aldığı paraları sermaye yapıp mal alarak satmak, evler, cipler ve şirketler satın almak suretiyle kendisince zimmete geçirilen paraları aklamaya çalışmıştır. En önemli delil, sanığın sermayesiz yaptığı milyon YTL'lik mal alımlarıdır" denildi.
İddianamede, Eryiğit çiftinin soruşturma sırasında yeni TCK'daki "etkin pişmanlık" hükümlerinden yararlanmayı istedikleri belirtildi.

2 yıl sonra serbestler

Çiftin, Güner'in hesabından işlettikleri ve bankanın zararı olan toplam 2 milyon 726 bin 891 YTL'yi bankaya geri ödedikleri, bu nedenle, mevzuat uyarınca almaları gereken cezanın yarısından kurtuldukları kaydedildi.
Yeni TCK'daki etkin pişmanlık hükmüne göre, neden olunan zararın karşılanması halinde verilmesi gereken ceza yarı oranında indiriliyor. Bu nedenle 6 yıldan 12 yıla kadar hapisle cezalandırılması gereken çifte 3 yıldan 6 yıla kadar ceza verilebilecek. Mahkeme, cezayı alt sınırdan verirse, parayı işleterek zengin olan çift, İnfaz Kanunu'na göre 2 yıl hapis yatttıktan sonra serbest kalacak.


Mahkeme karar verecek

İddianamede, Eryiğit çifti hakkında zimmet suçundan elde ettikleri gelire el konulmasına dair bir talepte bulunulmadı. Banka da, zararının karşılanmış olması nedeniyle şikâyetinden vazgeçti. Ancak savcılık yine de kamu davası açtı. Eryiğit çiftinin zimmet suçundan elde ettikleri gelire el konulup konulmayacağı da yargılama sonunda belli olacak.

Milliyet

BU MAKİNE ÇAMAŞIRI SUSUZ YIKIYOR

susuz
Bütün dünya küresel ısınmaya çözüm ararken, beyaz eşya üreticileri de yeni teknolojilere yöneliyor. Daha az enerji tüketen eşyaların yanı sıra, ilginç bir ürün piyasaya çıktı.
Airwash adlı teknoloji ile çamaşır makinelerinde su ve deterjan kullanılmadan temizlik mümkün olacak.

İşlem şu aşamaları içeriyor:

Makinede bulunan fan üzerinden temiz hava içeri alınıyor ve ısıtıcıdan geçiriliyor. Kazana verilen sıcak hava, kıyafetlerdeki bakterileri, zararlı mikroorganizmaları ve kötü kokuları ayrıştırıyor. Son adımda hava, boşaltma kanalı ile dışarıya atılıyor. Makinenin fiyatı ise 3 bin 600 YTL.

Küresel ısınmayla birlikte ortaya çıkan susuzluk tablosu, beyaz eşya üreticilerini de harekete geçirdi. Birçok firma, yüksek maliyete rağmen artık daha az enerji sarf eden ürünler üzerinde çalışıyor. Ar-Ge yatırımları için yıllık 5,3 milyar dolarlık bir bütçe ayıran Samsung, deterjan kullanmadan, hatta susuz çamaşır yıkayan bir makine üretti. Sabancı Grubu tarafından geliştirilen yeni nesil klimalar, ozon tabakasına zarar vermiyor. Arçelik ise Ekolojist adını verdiği daha az su ve enerji tüketen bulaşık makinesi ile tasarruf sağlıyor.

Samsung Tüketici Elektroniği Birim Müdürü Özlem Koçdar, beyaz eşya sektöründe boy gösteren birçok şirketin artık su ve enerji tasarrufu sağlayan ürünler üzerinde çalıştığını söyledi. Yakında piyasaya çıkacak makinelerin doğal yollarla temizlik sağlayacağını belirten Koçdar, "Sadece sıcak su kullanmadan temizlik yapabilen makineler bile yüzde 30 enerji tasarrufu sağlıyor." dedi. Küresel ısınmanın etkisiyle mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklık, susuzluğu da beraberinde getirdi. Birçok hükümet, acil eylem planı çerçevesinde su tasarrufuna yöneldi. Sivil toplum kuruluşları yürüttükleri reklam kampanyaları ile vatandaşı bilinçlenmeye çağırıyor. Bu anlamda bulaşıkların makinelerde yıkanması tavsiye ediliyor. Daha az enerji harcayan A ve B sınıfı klimaların satın alınması öneriliyor.susuz1
Markaların yeni nesile yönelik geliştirdiği buluşlardan biri elektrik ve su tasarrufu sağlayan çamaşır makineleri. Söz konusu çamaşır makinesinin rezistansları kireç tutmuyor. Böylece deterjanın yanında ek bir ürün kullanmak gerekmiyor. Bu sayede ürünlerin ömrü uzarken, yüzde 30 oranında da enerji tasarrufu sağlanıyor. Özlem Koçdar, ürünlerinde darbelere, güneş ışınlarına ve paslanmaya karşı koruyan Silver Nano teknolojisini kullanmaya başladıklarını ifade etti. Söz konusu teknoloji çamaşır makinesi dışında diğer ürünlerde kaplama olarak kullanılıyor. Çamaşır makinelerinin içinde gümüş bir hazne bulunuyor. Gümüş, nano boyuta indiriliyor. Bu, saç telinin 75 bin kat daha incelmiş haline denk geliyor. Gümüş teknoloji, çamaşırlara ve kıyafetlere kadar işleniyor. Temizlik gümüş ile sağlanıyor ve sıcak su kullanmaya gerek kalmıyor. Sistem sayesinde 30 derecelik suda yıkanan bir çamaşır 90 derecede temizlenmiş gibi oluyor. Enerji tüketimi de yaklaşık 10 kat daha azalıyor. Silver nano teknolojisinin kullanılmadığı durumlarda çamaşırları bakteri, küf, mantar ve mikroplardan arındırmak için sıcak su kullanmak gerektiğini belirten Koçdar, enerji tasarrufu için en iyi yöntemin sıcak su kullanmamak olduğunu dile getirdi. Buzdolabında kullanılan TwinCooling adlı yeni bir teknoloji de yüzde 30 enerji tasarrufu sağlıyor. Bunun için buzdolabının buzluğuna ve alt bölümüne ayrı ayrı soğutucu fan yerleştiriliyor. Böylece iki ayrı bölmenin ihtiyacı olan ısı ve nem miktarı dengeleniyor ve enerjiden tasarruf ediliyor.

Tasarruflu ampul ile yılda 400 milyon yeni lira cepte kalır

Dünya genelinde elektriğin yüzde 19'u aydınlatma için kullanılıyor. Türkiye'de harcanan bu rakam ise toplam elektrik tüketiminin 25'ini oluşturuyor. Türk Philips Aydınlatma Yürütme Komitesi Başkanı Özkan Şengil, tüketicilerin normal ampullerini enerji tasarruflu ampullerle değiştirerek çevreye katkıda bulunabileceğini söyledi. Bu konuda herkesi duyarlı olmaya çağıran Şengil, "Her evdeki 3 tane normal ampul enerji tasarruflu olanlarıyla değiştirilebilir. Bu bize yıllık 3 bin 200 GWh enerji ya da 400 milyon yeni liralık tasarruf demektir. Bu küçücük değişimle bile 88 milyondan fazla ağacın temizleyebileceği miktara eşdeğer karbondioksit salınımı da engellenir." dedi. Şengil ayrıca, evde alınacak birkaç basit yöntemle, küresel ısınmayla başa çıkılabileceğini de ifade etti. Özkan Şengil'in verdiği bilgilere göre bunun için, daha az sıcak su tüketmek, eşyaları ve perdeleri radyatörleri kapatmayacak şekilde yerleştirmek, buzdolabında oluşan buz tabakasını düzenli olarak çözmek, bahçeye ve çevreye ağaç dikmek yeterli.

Çevreci ürünler yüzde 70 daha az enerji harcıyor

Samsung: Airwash (Çamaşır mak.)
İklimsa: Sigma (Klima)
Arçelik: MultiF (Klima)
Profilo: BD4305 ANFE (Soğutucu)
Bosch: Domino (Ocak)
Vestel: CR 5311MW Inox (Fırın)
Electrolux: Visi (Bulaşık makinesi)
Blomberg: A sınıfı (Buzdolabı)

ZAMAN