Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

HABERNAME

5 tane "akp" etiketli yazı bulundu "akp" tagli diger ogeler resimler , videolar

"Milletimiz ile aramıza duvarlar öremeyiz''


AK Parti Genel Başkanı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'li milletvekillerine, ''Sizlerden Ankara siyasetçisi olmanızı değil, Türkiye büyüklüğünde bir siyasetin temsilcileri olmanızı istiyoruz'' diye seslendi.

Erdoğan, genel seçimlerin ardından TBMM'deki ilk grup toplantısında, Türkiye'nin makus talihini değiştiren, krizleri, sıkıntıları milletin gündeminden tümüyle çıkaran ilk 5 yıllık AK Parti iktidarının ardından çok daha ileri hedeflerle, yeni başlangıç yapmaya hazırlandıklarını söyledi.

Ülkenin doğru istikamette yola devam etmesi için, son derece önemli 3 Kasım ve 22 Temmuz seçimlerini, Türkiye'ye ve Türk demokrasisine yakışan olgunluk içinde gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, milletin 22 Temmuz'da, AK Parti'nin geçen 5 yıllık iktidarına büyük teveccühle güvenoyu verdiğini, gelecek dönemde de değişimin Türkiye'nin yegane rotası olduğunu teyit ettiğini kaydetti.

Milletin oylarıyla seçilerek, temsil görevini yürütmek üzere TBMM'ye gelen her milletvekiline, en az milleti kadar inandığını ve güvendiğini dile getiren Erdoğan, gelecek 5 yıllık sürecinin, Türkiye'ye, partisine ve millete hayırlar getirmesini temenni etti.

 

-''Vites büyüttüğü yıllar''-

 

60. Hükümeti oluşturduklarını ve hükümet programı üzerindeki müzakerelerin dün tamamlandığını anımsatan Erdoğan, ''Yarın da güven oylamasından alnımızın akıyla çıkarak, bu yeni dönemi resmen başlatmış olacağız. Önümüzdeki yılların, Türkiye'nin muasır medeniyet seviyesinin ötelerine doğru çıktığı, bu önemli kutlu yolculuk için ne kadar önemli yıllar olduğunu eminim ki her arkadaşım çok iyi biliyor'' diye konuştu.

Bu yılların, Türkiye'nin kalkınmada vites büyüttüğü yıllar olacağını dile getiren Erdoğan, bunu söylerken tek boyutlu değil, çok boyutlu, insan odaklı, demokrasi ve özgürlüklerden güç alan, adaleti ve refahı gözeten bir kalkınma anlayışından söz ettiğini belirtti.

Başbakan Erdoğan, geçen 5 yıllık süreçte, Türkiye'nin kronik sıkıntılarından önemli ölçüde uzaklaştığını, özgüvenini ve dinamizmini yeniden kazandığını, geleceğe umutla bakan bir ülke haline geldiğini söyledi.

 

-''Milletin sesine sağır''-

 

Başbakan Erdoğan, AK Parti olarak, katılımın en üst seviyede kurulduğu bir yönetim anlayışının, Türkiye için en hayırlısı olduğuna inandıklarını bildirdi.

Bu noktada milletvekillerine çok önemli görevler düştüğüne dikkati çeken Erdoğan, ''Aramızda, milletin sesine sağır, insanlarımızın ihtiyaçlarına duyarsız, ülkemizin gerçeklerine yabancı tek bir arkadaşımız olduğuna ihtimal vermiyorum'' diye konuştu.

''Ancak şu da gerçek ki millet oylarıyla Ankara'ya gelip, ilk iş olarak milleti ile arasında duvarlar ören siyaset erbabını bu ülke çok görmüştür'' diyen Erdoğan, kendilerinin asla milleti hayal kırıklığına uğratamayacaklarını, millet ile aralarına duvarlar öremeyeceklerini, perdeler çekemeyeceklerini söyledi. Erdoğan, ''Bizim vicdanımızın baş köşesinde taşımamız gereken hakikat budur'' dedi.

Milletvekillerine, ''Sizlerden Ankara siyasetçisi olmanızı değil, Türkiye büyüklüğünde bir siyasetin temsilcileri olmanızı özellikle istiyoruz'' diye seslenen Erdoğan, milletvekillerinden, Ankara'nın, Türkiye'nin her köşesine eşit yakınlıkta duran duyarlı bir başkent haline gelmesine katkıda bulunmasını beklediğini belirtti.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hiç kimsenin, herhangi bir vilayette halkı istismar etmeye kalkmamasını isteyerek, ''Bizim hiçbir zaman halkımızla problemimiz olmaz. Yeter ki yerel yöneticiler laf üretmek yerine iş üretsin'' dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti olarak Türkiye'nin partisi olmaya özen gösterdiklerini ve 70 milyon vatandaşı kucakladıklarını söyledi.

''Hiç kimse herhangi bir vilayette halkımızı istismar etmeye kalkmasın'' diyen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Biz, 70 milyon vatan evladının hiçbirini ayrıma tabi tutmadık. 58 ve 59. Hükümetler bunun ispatıdır. Hiçbir belediyemiz kalkıp da ''AK Parti iktidarı kendi belediyelerine farklı, bize farklı para gönderdi' diyemez. Hakkı neyse onu almıştır... Bu kadar iddialı konuşuyorum. Aksine savunan çıkarsa çıksın ispat etsin. Biz, hiçbir belediyeyi ayırt etmedik. Kesintileri yüzde 40 seviyesinde tuttuk, yüzde 60'ı gönderdik.

Bizim muhatabımız; şu partili, bu partili belediye başkanları değil, orada yaşayan halktır, köydür, kasabadır, şehirdir... KÖYDES'den sonra BELDES'i uygulamaya koyduk. Burada da belediye ayrımı yapmadık. Paralarını, kriterlere göre gönderiyoruz. Bunu görmezden gelerek halkımız üzerinden siyaset yapıyorlar.

Bizim hiç bir zaman halkımızla problemimiz olmaz. Yeter ki yerel yöneticiler laf üretmek yerine iş üretsin. Proje üretsinler, hizmet üretsinler... Biz, bütün vatandaşlarımızın taleplerini, bize oy verenlerin taleplerinden farklı görmedik, görmeyiz.''

-''Ne bölge, ne il''-

Başbakan Erdoğan, bölge, zümre ve etnik siyaset anlayışlarının geride kaldığını vurgulayarak, ''Ne bölge, ne il... Böyle bir ayrım yok. 780 bin kilometrekare üzerinde siyaset yapıyoruz'' dedi.

İktidarları döneminde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesine 5.5 milyar YTL (5.5 katrilyon lira) yatırım yaptıklarını hatırlatan Erdoğan, ''Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemiz böyle bir yatırımı daha önce görmedi. Bunu görmezlikten gelmek insaf dışıdır'' diye konuştu.

Türkiye haritası üzerinden siyaset yaptıkları için biri hariç tüm illerden milletvekili çıkaran tek parti olduklarını kaydeden Erdoğan, ''tek bölge değil, 7 bölge 81 ilin Türkiye'nin tüm kaynaklarından adil yararlanması için çalışıyoruz'' dedi.

Yeni hükümetin ilk icraati zam yapmak olacak!

mujde
Yeni kurulacak hükümetin ilk icraatı, polise zam yapmak olacak. Peki zam ne kadar olacak?
Hükümetin kurulmasının ardından polis maaşlarına 200 ila 900 YTL arasında zam yapılmasını öngören iki ayrı kanun taslağının hazırlanmaya başlandığı öğrenildi.

Taslağa göre, çeşitli rütbelerdeki polislerin maaşları, kademeli olarak artırılacak. Polislere 200-300 YTL arasında zam öngörülürken, 1, 2, 3, ve 4'üncü sınıf Emniyet Müdürleri'ne de 400-700 YTL arasında zam düşünülüyor. Genel müdür yardımcıları düzeyinde bu rakam 900 YTL'ye kadar çıkıyor.

Polis maaşlarına yapılması düşünülen zammın, bizzat Başbakan Erdoğan tarafından gündeme getirildiği konuşuluyor. Erdoğan'ın, polislerin, özellikle seçim sürecinde güvenliğin sağlanması için üstün gayret gösterdiğini belirterek, polisler ile güvenliği sağlayan diğer birimler, yargı ve mülki idare mensupları arasındaki maaş uçurumunun kapatılması gerektiğini vurguladığı ifade ediliyor. Taslakta, polislerin 170 ila 220 YTL arasında fazla çalışma ücretinin de 250-400 YTL'ye yükseltilmesi düşünülüyor.

(Akşam)

İşte Gül'ün 600 yıllık soyağacı

ulsoy
Abdullah Gül'ün soyu nereye dayanıyor? Soner Yalçın, Gül'ün soyunu yazdı;
Hürriyet yazarı Soner Yalçın, bu günkü yazısında 11. Cumhurbaşkanlığı olmasına kesin gözü ile bakılan Abdullah Gül'ün soy ağacına dair bilgiler aktardı. İşte soy ağacına ait detayların yeraldığı o yazı...

Abdullah Gül aslen nereli? Sivaslı Sarrafzade Ailesi'yle ne tür akrabalık bağları var?

1915'te Siirt'ten göç mü ettiler? Kayseri'nin yarısı Gül Ailesi'ne mi ait? Fatih Sultan Mehmet'in hocası Akşemseddin'le Gül Ailesi'nin nasıl bir bağlantısı var? Büyük büyükdedesi Şeyh Tennuri kim? Gül'ün akrabaları arasında hangi ünlü isimler var? Kayınvalide Adeviye Gül ile gelini Hayrünnisa Gül'ün benzer yazgıları nedir?

Abdullah Gül'ün anne tarafının soyağacı yaklaşık 600 yıl öncesine gidiyor. Bu iddianın sahibi, Gül'ün annesinin amcası "Kayseri Ansiklopedisi" yazarı Abdullah Satoğlu ve büyük bir azimle ailenin soyağacını çıkarmış olan Gül'ün kuzeni Mehmet Celalettin Satoğlu'dur. Ailede soyağacı konusunda çalışan ilk kişi ise Gül'ün annesinin dedesi Mehmet Ali Satoğlu!

ANNE TARAFI

Soyağacının en başında Sivaslı kuyumcu Hüseyin Efendi var.

Aile, Sivas'ta "Sarrafzadeler" olarak tanınıyor.

Hüseyin Efendi'nin bilinen tek oğlu ise Şeyh İbrahim Tennuri.

Şeyhin doğum tarihi bilinmiyor; ölüm tarihi: 1482.

Ailenin en tanınmış, adı tarih ansiklopedilerine geçmiş üyesi Şeyh İbrahim Tennuri'yi kısaca tanımakta yarar var:

Şeyh Tennuri, Sivas'taki ilköğrenimi ardından Konya'ya gitti; Mevlana Sarı Yakup'un öğrencisi oldu. Sarı Yakup'un 1438'deki ölümününü ardından Hunad Hatun Medresesi'ne müderris olması sebebiyle Kayseri'ye geçti.

Ancak birkaç yıl sonra medresenin vakfiyesinde, sadece Hanefi müderrislerin görev alabileceği şartı üzerine Şeyh Tennuri görevi bıraktı. Çünkü kendisi Şafii mezhebindendi.

Fatih Sultan Mehmed'in hocası Akşemseddin'in ününü duyunca, Beypazarı'na gidip ona intisap ederek Bayramiye tarikatına girdi.

Üç ay dünya nimetlerinden uzak durup inzivaya çekildi. Ardından tasavvuf eğitimi tamamladı.

Akşemseddin'den icazet ve hilafet alarak tekrar Kayseri'ye döndü. Bu kez kendi tekkesini kurup, öğrenci kabul etmeye başladı.

Bu arada, kendi geliştirdiği kabızlık hastalığını tedavi şekli, "İbnü's Sarraf" olan lakabının değişmesine neden oldu!

Kabız olan müritlerini, sıcak fırın (tennur) üzerine oturtup, su içirip terleterek tedavi etmesi üzerine, "Tennuri" lakabını aldi!

Bir gün, Kayseri'de irşad faaliyetlerini sürdürürken, aldığı haber üzerine alel acele hocası Akşemseddin'in yanına gitti. Telaşının sebebi sonra ortaya çıktı: Hocasıyla birlikte İstanbul'un fethinde bulunmuştu.

Fetihten üç ay sonra tamamladığı, 5140 beyitlik mesnevi tarzındaki manzum eseri "Gülzar-ı Manevi"yi, Fatih Sultan Mehmed'e ithaf etti. (Bu eser halen Sülaymaniye Kütüphanesi'ndedir.)

Bu jest karşısında Fatih Sultan Mehmed, Şeyh Tennuri ve oğullarının vergiden muaf olduklarına dair ferman çıkardı.

Şiirlerinde "Aşık" mahlasını kullanan Şeyh İbrahim Tennuri'nin mezarı ve oğulları Şeyh Lütfullah ve Şeyh Ali'nin sandukaları da, Kiçikapı'dan Talas Caddesi'ne çıkılan ve kendi adını taşıyan sokakta, kendi yaptırdığı Şeyh Camii haziresindedir.

YARISI GÜL AİLESİ'NİN!

Abdullah Gül'ün anne tarafının soyağacı Şeyh İbrahim Tennuri'nin oğlu Şeyh Kasım'dan yürümektedir.

Şeyh Kasım'ın kızı Ayşe, Kayseri ulemasından tanınmış Sülayman Efendi'yle evlendi.

Sülayman Efendi-Ayşe Kadın evliliğinden doğan Kadı Bedreddin Mahmud aileyi zenginliğe kavuşturdu.

"El-hac Bedreddin Mahmud" Kayseri'nin en zengin adamıydı.

Mal varlığı gayrimenkulleri hakkında 966/M.1558 tarihini taşıyan "Vakıfname"ye göz atarsanız Kayseri'nin yarısının Kadı Bedreddin Mahmud'a ait olduğunu görürsünüz.

'SATOĞLU' AİLESİ

Uzatmayayım: Abdullah Gül'ün anne soyağacı Abdülhay, Mahmud Paşa, Mustafa Efendi, Hacı Paşa olarak sürüp gidiyor...

Soyağacı Cumhuriyet'ten sonra netleşiyor. Sarrafzadeler Ailesi'nden gelen Fatma Hanım, eşi Hacı Mükremin'in soyadını alıyor: "Satoğlu!"

Fatma-Hacı Mükremin Satoğlu'nun beş çocuğu oluyor: Mustafa, Ayşe, İbrahim Nafiz, Fatma (Nanekioğlu) ve Yüzbaşı Ahmet Efendi.

Artık yavaş yavaş Abdullah Gül'e yaklaşıyoruz.

Abdullah Gül'ün büyük büyükdedesi (annesinin babasının dedesi) İbrahim Nafiz.

İbrahim Nafiz'in kimle evli olduğu bilinmiyor. Dört çocuğu vardı; Mükremin, Behiye, Mehmet Ali ve Merzuka.

Behiye ve Merzuka hakkında soyağacında bilgi yok; ya erken öldüler ya evlenmediler.

Soyağacı erkeklerden yürüyor:

Abdullah Gül'ün dedesinin babası Mehmet Ali Satoğlu (1876-1968) Kadiri tarikatına mensup bir din adamıydı. Yukarıda yazdığım gibi, ailenin seceresini çıkaran da oydu.

Mehmet Ali Satoğlu iki kez evlendi.

Birinci karısı Adeviye'den Abdullah Gül'ün dedesi İsmail doğdu.

Abdullah Gül'ün annesinin "Adeviye" adı da buradan geliyor; İsmail Satoğlu kızına annesinin adını vermişti.

İlkokul öğretmeni İsmail Satoğlu Hacı Kadın'la evlendi ve üç çocuğu oldu: Ahmet, Nazif ve Abdullah Gül'ün annesi Adeviye.

Abdullah Gül'ün anne seceresine burada bir virgül koyup babasının soyağacına göz atalım...

GÜL'ÜN BABA TARAFI

Gül'ün baba soyuna ait fazla bilgi yok.

Gül'ün biyografisini yazan kitaplara (Örn: "Köşke Gül Harekatı" H. Tecimen-B.Bengisu-Akış Yayınları) ve bazı yayın organlarına (örn: Hürriyet 23.08.07) göre, Gül Ailesi 1915 yılında Siirt'ten Kayseri Develi'ye göç etmişlerdi.

Burada biraz durmak gerekiyor:

1915 yılı, Anadolu'nun altüst olduğu bir dönemdi.

Kafkas Cephesi'nde Ruslara yardım edip, ayaklanma çıkardıkları için Ermeni tehcirinin yapıldığı bir yıldı 1915.

Gül Ailesi Siirt'ten neden ayrılmıştı? Karışıklık ve iç çatışmalardan kaçıp, daha sakin olduğu için Kayseri'yi tercih etmiş olabilirler miydi? Ama, Kayseri'de de benzer olaylar vardı.

Abdullah Gül'ün babası Ahmet Hamdi 1927 doğumlu. Yani göçten 12 yıl sonra doğmuş, bu nedenle Kayseri'ye geliş sebebini bilemeyebilir.

Aileyi Kayseri'ye getiren muhtemelen Abdullah Gül'ün büyükdedesi Hacı Abdullah Efendi.

Batı'da yaygın olup bizde nedense hep küçümsenen "isim bilim" (onomastik) burada karşımıza çıkıyor. "Abdullah" Allah'ın kulu demek. Osmanlı'da savaş dönemlerinde evsiz barksız, ailesiz kalan çocuklara genellikle "Abdullah" adı veriliyordu.

Gül'ün büyükdedesi de savaş yıllarında kimsesiz mi kalmıştı acaba? Bilinmiyor.

Bu konuyu çok da uzatmak istemiyorum çünkü "1915'te Siirt'ten Kayseri Develi'ye gittiler" bilgisinin doğru olmadığını (C.Kalyoncu, Aksiyon 30.04.07 ve S.Kurt, Zaman 14.08.07) iddia eden bilgiler de var.

Erdoğan'a bir haller mi oldu?

solbekRadikal, photoshop uygulamasıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı solcu yaptı. İşte Radikal'in manşeti;

AKP iktidarı sırasında düşük taban fiyatı ve girdilerdeki artış nedeniyle yaşadığı zor durumu "İki senedir anamız ağlıyor" diye dile getiren Mersinli çiftçiyi "Ananı da al git" diye azarlayan; işçilerin hak taleplerini ve eylemlerini görmezden gelen Başbakan Tayyip Erdoğan'a dün bir haller oldu. Erdoğan, Hizmet-İş Sendikası'nın 10. Olağan Genel Kurulu'nda geçmişte sendika, emek, örgüt, eylem, grev gibi kavramların 'öcü' olarak görüldüğünü vurgulayarak, "Emek hareketini hak ettiği konuma ulaştırmak boynumuzun borcudur" dedi.

 

Erdoğan, katıldığı Hizmet-İş Sendikası Genel Kurulu'nda, propaganda ve örgütlenme çalışmalarını "emek ekseni" üzerine kuran sosyalistlerden rol çaldı. "Sendikal hareketin önündeki tüm engelleri aşmak, emek hareketini hak ettiği konuma ulaştırmak boynumuzun borcudur" diyen Erdoğan işçi temsilcilerinin önünde özetle şunları söyledi:

Sendika ve grev 'öcü' gibi görüldü: Çalışma hayatımız, uzun yıllar, tıpkı siyasi hayatımız gibi ayrışma temalarına sahne olmuş. Geçmişte sendika, emek, örgüt, eylem, grev gibi hukuki kavramlar toplumun geniş bir kesimi tarafından adeta bir 'öcü' gibi görülmüş, yaşanan acı tecrübelerin de etkisiyle, emek hareketi hak ettiği noktaya bir türlü ulaşamamıştır.

Emekçileri hiç sayanlar var: Bunda geçmiş iktidarların da büyük payı olduğunu biliyorsunuz. Emek hareketine, işçi hakkına sahip çıkıyormuş gibi yapan, ancak birkaç yasal düzenlemeyle işi geçiştiren, sonrasında da bunun rantını on yıllarca kullanan iktidarları sizler de, bizler de gayet iyi biliyoruz. Sadece büyük patronları ya da küresel aktörleri muhatap alan, işçi haklarına tenezzül etmeyen iktidarların bu ülkeye kaybettirdiği yılları da gayet iyi biliyoruz.

Kalkınmada en büyük pay işçilerin: Emek hareketi, bize göre Türkiye'nin kalkınma hareketidir. Bugün üretimde, kalkınmada aldığımız mesafeyle övünüyorsak, yarınki Türkiye'ye umut ve güvenle bakıyorsak, bu başarıdaki en büyük pay sizlere, işçilerimize aittir. Sendikal hareketin önündeki tüm engelleri toplumun önündeki diğer tüm engeller gibi aşmak, emek hareketini hak ettiği konuma ulaştırmak bizim boynumuzun borcudur.

Daha çok kazanmalısınız: Ben Başbakan olarak, 70 milyonun hesabını omuzunda hisseden bir insan olarak sizlerin mutlaka daha çok kazanmanızı istiyorum ama ikimiz de gerçekçi olmak zorundayız. Bu kardeşiniz, tüm işçi kardeşlerimin, vatandaşlarımın aynı zamanda emanetçisi durumunda.

Eylem demokratik bir haktır: Sorun çözülemiyorsa elbette eylem en demokratik haktır. Fakat daha müzakereyi açmadan masayı terk etmek veya Türkiye'nin imkânlarını göz ardı edip olmayacakları istemek tribünlere oynamak olur.

(Radikal)

 

Hürriyet'ten Akp milletvekiline "LAN" lı yanıt...

Sana ne lan diyen vekile aynı dilden cevap geldi. Hürriyet sürmanşetten bu sözle yanıt verdi.
lanolum

AK Parti Balıkesir Milletvekili Cemal Öztaylan'ın Hürriyet'in fişleme haberine işte "Sana ne lan benim karımdan" diye tepki göstermişti. Sana ne lan ifadesi pek de alışık olmadığımız bir üsluptu..
Ne diyordu Öztaylan:

"Efendim, Balıkesir milletvekillerinden hangisinin karısının başı açık? Sana ne lan? İşiniz mi yok?"

HÜRRİYET'TEN "LAN" YANITI!

Cemal Öztaylan'ın bu "lan" çıkışına gelen yanıt da aynı oldu. Öztaylan'ın üslubu tartışılırken, Hürriyet de aynı dille Sana ne lan benim haberimden? başlığını attı.

Gazetenin köşe yazarı Mehmet Y.Yılmaz'ın köşe yazısı sürmanşete çıkarıldı. Bu başlık altında Yılmaz'ın şu sözleri yer aldı;
"Sana mı soracağız, gazetemize hangi yazıyı yazacağımızı, hangi haberi koyacağımızı? Bir demokraside, basının en temel görevlerinden biri de budur: Seçilenleri halk adına denetlemek. Bunu yaparken o haber falancanın hoşuna gitmez, bu haberi fişmekan beğenmez diye düşünmek gazetecilerin işi değildir. Başlık bu nedenle zorunlu oluyor: Sana ne lan benim haberimden?"

Görünen o ki "lan"lı polemik devam edecek gibi... Bakalım Öztaylan'ın buna yanıtı ne olacak...