Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

HABERNAME

7 tane "halk" etiketli yazı bulundu "halk" tagli diger ogeler resimler , videolar

Referandum ağır aksak!!!

Sandık Kurulu oluşturulamadı, oy verme işlemi geç başladı

Ankara'da bazı okullarda sandık kurullarının oluşturulamaması nedeniyle oy verme işleminde sıkıntılar yaşandı. Kurulun oluşması için gerekli 4 kişi biraraya gelemeyince, oy vermek için gelen vatandaşların gözetiminde sandıklar mühürlendi. Pek çok sandık başında da iki görevlinin oy yaptığı gözlendi


Ankara Ahmet Andiçen İlköğretim okulunda oy kullanma süresinin başladığı saatlerde sandık kurullarının oluşturulamaması nedeniyle bazı sorunlar yaşandı. Bazı vatandaşlar bu süre içinde oyunu kullanamazken sandık kurullarının oluşturulmasıyla saat 09.00 civarında okulda oy kullanma işlemine başlandı.
      Aynı sorunun başka sandıklarda da yaşandığı, sandık kurullarında görevli siyasi parti temsilcilerinin gelmemesi nedeniyle kurulların oluşturulamadığı gözlendi. Bazı yerlerde sandık kurulu başkanları, oy kullanmaya gelen vatandaşlardan geçici sandık kurulu oluşturarak işlemi başlattılar.
     
     HAŞİM KILIÇ: OY KULLANMAMAYI ONAYLAMIYORUM

      Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Haşim Kılıç, ''oy kullanmama şeklinde bir davranışı ben onaylamıyorum'' dedi.
      Haşim Kılıç, anayasa değişikliğine ilişkin halk oylamasında oyunu Ahmet Andiçen İlköğretim Okulu'nda kullandı.
      Kılıç, 2058 numaralı sandıkta oyunu kullandıktan sonra ''halk oylamasının hayırlı uğurlu olması'' dileğinde bulundu. Kılıç, gazetecilerin soruları üzerine, ''Şu anda ülkemiz, devletimiz ve milletimiz için hayırlı olsun dileklerinden başka diyecek bir şey yok'' dedi.
      Haşim Kılıç, halk oylamasına katılım düzeyine ilişkin soru üzerine de her vatandaşın vatandaşlık görevini yerine getirmesi gerektiğini söyledi.
      Olumlu ya da olumsuz herkesin düşündüğünü sandığa yansıtması gerektiğini ifade eden Kılıç, ''Oy kullanmama şeklinde bir davranışı ben onaylamıyorum. Farklı sezgileri olabilir ama olumlu ya da olumsuz bu yansıtılmalıdır'' diye konuştu.
      Haşim Kılıç, referandumla ilgili Anayasa Mahkemesine bir başvuru olması halinde ne yapılabileceği yönündeki soruya da ''Bize nasıl bir müracaat olur bilmiyorum. Önümüze gelirse gereğini yerine getiririz'' yanıtını verdi.
     
     DEMİREL: REFERANDUM MEMLEKETİMİZ İÇİN HAYIRLI OLSUN

      Demirel, halk oylaması için oyunu Çankaya İlköğretim Okulu 1100 numaralı sandıkta kullandı.
      Oyunu kullandıktan sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Demirel, "Referandum sürecini nasıl değerlendirdiğinin" sorulması üzerine, "Şimdi referandum hakkında yorum yapmaya şartlar ve zemin müsait değildir. Daha öncesinde çok konuştuk. Zaten referandum üzerindeki yasak tedbiri kalkınca yine konuşuruz. Hayırlı olsun demek benim içimden gelen bir şeydir. Milletimiz, memleketimiz için hayırlı olsun" diye konuştu.
      Demirel, "katılım az olması halinde referandumun hukuki değil ama siyasi meşruiyetinin tartışılıp tartışılmayacağı" yönündeki soruya da şu yanıtı verdi:
      "Şekli meşruiyet varsa o çok kere yeterlidir. Eğer kayıt yoksa yani 'yüzde şundan aşağı olursa geçersizdir' diye, kayıt yoksa sonradan kayıtları koymanın anlamı yoktur. Ama doğrusu yüzde 50'inin üzerinde bir seçim iştirakidir. Doğrusu odur, yapa yapa öğreneceğiz."

Unakıtan: Ücretler bankaya zorla yatırılacak

aravamikiMaliye Bakanı Kemal Unakıtan, önümüzdeki dönemde bütün ücretlerin bankaya yatırılmasının zorunlu hale getirileceğini bildirdi.

Unakıtan, kayıt dışı istihdam ve vergi kaçağı ile mücadeleye dönük yeni tedbirlerin uygulamaya konulacağını söyledi.

Bu çerçevede, ücretlerin bankacılık sistemi kanalı ile çalışanlara ulaştırılacağını kaydeden Unakıtan, ''Sosyal Güvenlik Kurumu, bu sistem
üzerinde çalışıyor. Yeni sistem uygulamaya konulduğunda, artık herkesin ücretleri bankaya yatacak. Bu kayıt dışı istihdamla mücadele açısından
çok önemli. Aynı şekilde işin vergi boyutu da var. Biz de buradan stopaj alıyoruz. Bu uygulama ile hem istihdam kayıt altına alınacak ve primler
ödenecek, hem de bizim vergi gelirlerimiz artacak'' dedi.

Unakıtan, sigortada aylık prim ve hizmet belgeleri ile muhtasar gelir vergisi beyannamelerini de tek beyannamede toplamayı düşündüklerini
belirtti.

Buna dönük çalışmaların devam ettiğini kaydeden Unakıtan, ''Yeni sistem devreye girdiğinde muhtasar beyannameler ile sigorta prim beyannameleri tek elden verilecek. İleride tahsilatı da tek elden gerçekleştirmeyi planlıyoruz'' açıklamasında bulundu.

CEZALAR ARTACAK

Maliye Bakanı Unakıtan, yeni dönemde vergi kayıp ve kaçağı ile mücadele için vergi cezalarında da artışa gideceklerini söyledi.

''Cezaları artıracağız. Başka çare yok'' diyen Unakıtan, cezaların yanı sıra vergi incelemelerine de daha fazla başvuracaklarını vurguladı. Unakıtan, ''İkide bir kapıları biri çalacak ve (Şu yılın hesaplarına bakacağız) diyecek. Artık ağır inceleme yapmayacağız ama herkese dokunacağız. Herkes bir incelemeden geçecek'' diye konuştu.

ALKOLDEKİ VERGİ YÜKÜ

Bu arada Maliye Bakanı Unakıtan, İzmirli iş adamlarıyla yaptığı toplantıda da, alkoldeki vergi oranına ilişkin düşüncelerini açıkladı.

Uzun süredir alkollü ürünlerde vergi artışına gitmediklerine dikkat çeken Unakıtan, iş adamlarının bu ürünlerde nispi vergilemenin son
bulması ve sadece maktu vergilemeye gidilmesi önerilerine şu karşılığı verdi:

''Bütün bunları gelip, beraberce gözden geçirelim. AB ile müzakerelerde alkollü ürünlerdeki ÖTV konusunda kavga edip duruyoruz. AB, alkol oranı
yükseldikçe verginin de yükselmesini, alkol oranı düştükçe verginin de azalmasını istiyor. Biz, ona biraz yaklaştık ama burada da rakı sorun
oluyor. (Rakı bizim milli içkimiz) diyoruz ama onlar, bu konuda oldukça ısrarlı. Müzakereler için bu konuyu Dışışleri Bakanlığına da anlatmamız
lazım. Biz, burada sektörle birlikte hareket edeceğiz. Siz de bizim yanımızda olacaksınız.''

Unakıtan, rakının Türkiye'nin milli içkisi olduğunu ifade ederken, iş adamlarına, ''Sakın bana onu da Yunanlılar tescil ettirdi demeyin. Eğer
onu da Yunanlılar tescil ettiyse, vururum sizi'' şeklinde espri de yaptı. Ancak iş adamları, rakıyı tescil ettirdiklerini söyledi.

Unakıtan, görüşmede, dolar kurundan yakınan ihracatçılara da, Türkiye'de dalgalı kur uygulamasının bulunduğunu hatırlatarak, ''Kurlar, piyasada oluşuyor. Faizler de, piyasa, enflasyon ve diğer gelişmelere göre belirleniyor. Burada enflasyon da çok önemli. Enflasyonu düşürmemiz lazım. Hastalıklı vücutla hiç bir şey yapamıyorsun. YTL aşırı değerli. Ama Merkez Bankası bağımsız bir kurum'' diye konuştu.
Maliye Bakanı, iş adamlarının ihracat artarken, kurların düştüğünü belirtmeleri üzerine de, gülerek, ''Allah iki yerden birden vermiyor''
dedi.

Cepte sms türkçe karekter farkı!

smslerTelekomünikasyon Kurumu, sms'lerde Türkçe karakter kullanıldığında daha fazla ücretlendirmenin önüne geçmek için karar aldı. Karar gereğince 1 Ocak 2008 tarihine kadar GSM işletmecilerine süre tanındığı, bu tarihten sonra sms'lerden doğacak maliyeti GSM işletmecileri üstlenecek.

Telekomünikasyon sektörünün önde gelen sivil toplum kuruluşlarından Telekomünikasyon ve Enerji Hizmetleri Tüketici Hakları ve Sektörel Araştırmalar Derneği (TEDER) ve Telekomünikasyon İş Adamları Derneği'nin (TÜTED) sms'lerde Türkçe karakter sorunu ile ilgili Telekomünikasyon Kurumu'nun aldığı karara istinaden ortak açıklama yaptı.

Son dönemlerde sms'lerde Türkçe karakter kullanıldığında daha fazla ücretlendirme yapılması yoğun olarak gündeme geldiği, sorun hangi sebepten kaynaklandığı belirtilen açıklamada şu bilgilere yer verildi: "GSM standardında 2 alfabe tablosu tanımlanmıştır. Bunlardan biri Unicode alfabesi, diğeri ise her bir karakteri 7 bit uzunluğunda olan GSM alfabesidir. Unicode alfabe tablosunda tablonun her bir elemanı 2 byte (=16 bit) uzunluğundadır. (1 byte = 8 bit)

GSM alfabesinde sadece 128 karakter bulunmakta ve bunların içinde Türkçe'deki ı, ğ, ş, İ, Ğ, Ş harfleri bulunmamaktadır. SMS mesaj bilgisi için GSM' de 140 byte ayrılmıştır. Bu GSM alfabesi kullanıldığında 140x8 /7 = 160 karakter alır.

Eğer Unicode alfabe kullanılırsa 140x8 / 16 = 70 karakter alır. Eğer bu limitler geçilirse yeni bir SMS oluşturularak mesajın devamı yeni SMS' in içine yazılır. Örnek olarak 160 karakterlik Unicode Türkçe mesaj ancak 3 SMS (70+70+20 karakterden oluşan 3 mesaj) ile gönderilebilir. Bu sorundan dolayı bir çok cep telefonu kullanıcısı zarar görmektedir"

Açıklamada Telekomünikasyon Kurumu bu konuyu çözmek üzere bir karar aldığı, karar gereğince 1 Ocak 2008 tarihine kadar GSM işletmecilerine süre tanındığı, bu tarihten sonra bu şekilde oluşacak sms'lerden doğacak maliyeti GSM işletmecileri üstleneceği kaydedildi.

1 Temmuz 2008 tarihine kadar da cep telefonu üreticisi olan firmalara yazılımsal ve donanımsal olarak bu sorunu aşmaları için süre tanındığı, 1 Temmuz 2008 tarihinden sonra bu problemi taşıyan cihazların Türkiyeye girişi yasaklanacağı ifade edilen açıklamada "Bu kararın cep telefonu üreticilerini son derece zorlayacağını ve pazar dengelerini değiştirebileceğini düşünüyoruz. Tüketici lehine yapılan bu çalışmada cep telefonu üreticilerinin de mağdur olmaması için konuyu sivil toplum kuruluşları ve cihaz

üreticileri ile birlikte Uluslararası GSM Birliği (GSMA) gibi uluslararası kurumlara taşıyarak sorunun kökten halledilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda cihaz üreticilerinin daha aktif olması gerekmektedir" denildi.

Yeni hükümetin ilk icraati zam yapmak olacak!

mujde
Yeni kurulacak hükümetin ilk icraatı, polise zam yapmak olacak. Peki zam ne kadar olacak?
Hükümetin kurulmasının ardından polis maaşlarına 200 ila 900 YTL arasında zam yapılmasını öngören iki ayrı kanun taslağının hazırlanmaya başlandığı öğrenildi.

Taslağa göre, çeşitli rütbelerdeki polislerin maaşları, kademeli olarak artırılacak. Polislere 200-300 YTL arasında zam öngörülürken, 1, 2, 3, ve 4'üncü sınıf Emniyet Müdürleri'ne de 400-700 YTL arasında zam düşünülüyor. Genel müdür yardımcıları düzeyinde bu rakam 900 YTL'ye kadar çıkıyor.

Polis maaşlarına yapılması düşünülen zammın, bizzat Başbakan Erdoğan tarafından gündeme getirildiği konuşuluyor. Erdoğan'ın, polislerin, özellikle seçim sürecinde güvenliğin sağlanması için üstün gayret gösterdiğini belirterek, polisler ile güvenliği sağlayan diğer birimler, yargı ve mülki idare mensupları arasındaki maaş uçurumunun kapatılması gerektiğini vurguladığı ifade ediliyor. Taslakta, polislerin 170 ila 220 YTL arasında fazla çalışma ücretinin de 250-400 YTL'ye yükseltilmesi düşünülüyor.

(Akşam)

İşte Gül'ün 600 yıllık soyağacı

ulsoy
Abdullah Gül'ün soyu nereye dayanıyor? Soner Yalçın, Gül'ün soyunu yazdı;
Hürriyet yazarı Soner Yalçın, bu günkü yazısında 11. Cumhurbaşkanlığı olmasına kesin gözü ile bakılan Abdullah Gül'ün soy ağacına dair bilgiler aktardı. İşte soy ağacına ait detayların yeraldığı o yazı...

Abdullah Gül aslen nereli? Sivaslı Sarrafzade Ailesi'yle ne tür akrabalık bağları var?

1915'te Siirt'ten göç mü ettiler? Kayseri'nin yarısı Gül Ailesi'ne mi ait? Fatih Sultan Mehmet'in hocası Akşemseddin'le Gül Ailesi'nin nasıl bir bağlantısı var? Büyük büyükdedesi Şeyh Tennuri kim? Gül'ün akrabaları arasında hangi ünlü isimler var? Kayınvalide Adeviye Gül ile gelini Hayrünnisa Gül'ün benzer yazgıları nedir?

Abdullah Gül'ün anne tarafının soyağacı yaklaşık 600 yıl öncesine gidiyor. Bu iddianın sahibi, Gül'ün annesinin amcası "Kayseri Ansiklopedisi" yazarı Abdullah Satoğlu ve büyük bir azimle ailenin soyağacını çıkarmış olan Gül'ün kuzeni Mehmet Celalettin Satoğlu'dur. Ailede soyağacı konusunda çalışan ilk kişi ise Gül'ün annesinin dedesi Mehmet Ali Satoğlu!

ANNE TARAFI

Soyağacının en başında Sivaslı kuyumcu Hüseyin Efendi var.

Aile, Sivas'ta "Sarrafzadeler" olarak tanınıyor.

Hüseyin Efendi'nin bilinen tek oğlu ise Şeyh İbrahim Tennuri.

Şeyhin doğum tarihi bilinmiyor; ölüm tarihi: 1482.

Ailenin en tanınmış, adı tarih ansiklopedilerine geçmiş üyesi Şeyh İbrahim Tennuri'yi kısaca tanımakta yarar var:

Şeyh Tennuri, Sivas'taki ilköğrenimi ardından Konya'ya gitti; Mevlana Sarı Yakup'un öğrencisi oldu. Sarı Yakup'un 1438'deki ölümününü ardından Hunad Hatun Medresesi'ne müderris olması sebebiyle Kayseri'ye geçti.

Ancak birkaç yıl sonra medresenin vakfiyesinde, sadece Hanefi müderrislerin görev alabileceği şartı üzerine Şeyh Tennuri görevi bıraktı. Çünkü kendisi Şafii mezhebindendi.

Fatih Sultan Mehmed'in hocası Akşemseddin'in ününü duyunca, Beypazarı'na gidip ona intisap ederek Bayramiye tarikatına girdi.

Üç ay dünya nimetlerinden uzak durup inzivaya çekildi. Ardından tasavvuf eğitimi tamamladı.

Akşemseddin'den icazet ve hilafet alarak tekrar Kayseri'ye döndü. Bu kez kendi tekkesini kurup, öğrenci kabul etmeye başladı.

Bu arada, kendi geliştirdiği kabızlık hastalığını tedavi şekli, "İbnü's Sarraf" olan lakabının değişmesine neden oldu!

Kabız olan müritlerini, sıcak fırın (tennur) üzerine oturtup, su içirip terleterek tedavi etmesi üzerine, "Tennuri" lakabını aldi!

Bir gün, Kayseri'de irşad faaliyetlerini sürdürürken, aldığı haber üzerine alel acele hocası Akşemseddin'in yanına gitti. Telaşının sebebi sonra ortaya çıktı: Hocasıyla birlikte İstanbul'un fethinde bulunmuştu.

Fetihten üç ay sonra tamamladığı, 5140 beyitlik mesnevi tarzındaki manzum eseri "Gülzar-ı Manevi"yi, Fatih Sultan Mehmed'e ithaf etti. (Bu eser halen Sülaymaniye Kütüphanesi'ndedir.)

Bu jest karşısında Fatih Sultan Mehmed, Şeyh Tennuri ve oğullarının vergiden muaf olduklarına dair ferman çıkardı.

Şiirlerinde "Aşık" mahlasını kullanan Şeyh İbrahim Tennuri'nin mezarı ve oğulları Şeyh Lütfullah ve Şeyh Ali'nin sandukaları da, Kiçikapı'dan Talas Caddesi'ne çıkılan ve kendi adını taşıyan sokakta, kendi yaptırdığı Şeyh Camii haziresindedir.

YARISI GÜL AİLESİ'NİN!

Abdullah Gül'ün anne tarafının soyağacı Şeyh İbrahim Tennuri'nin oğlu Şeyh Kasım'dan yürümektedir.

Şeyh Kasım'ın kızı Ayşe, Kayseri ulemasından tanınmış Sülayman Efendi'yle evlendi.

Sülayman Efendi-Ayşe Kadın evliliğinden doğan Kadı Bedreddin Mahmud aileyi zenginliğe kavuşturdu.

"El-hac Bedreddin Mahmud" Kayseri'nin en zengin adamıydı.

Mal varlığı gayrimenkulleri hakkında 966/M.1558 tarihini taşıyan "Vakıfname"ye göz atarsanız Kayseri'nin yarısının Kadı Bedreddin Mahmud'a ait olduğunu görürsünüz.

'SATOĞLU' AİLESİ

Uzatmayayım: Abdullah Gül'ün anne soyağacı Abdülhay, Mahmud Paşa, Mustafa Efendi, Hacı Paşa olarak sürüp gidiyor...

Soyağacı Cumhuriyet'ten sonra netleşiyor. Sarrafzadeler Ailesi'nden gelen Fatma Hanım, eşi Hacı Mükremin'in soyadını alıyor: "Satoğlu!"

Fatma-Hacı Mükremin Satoğlu'nun beş çocuğu oluyor: Mustafa, Ayşe, İbrahim Nafiz, Fatma (Nanekioğlu) ve Yüzbaşı Ahmet Efendi.

Artık yavaş yavaş Abdullah Gül'e yaklaşıyoruz.

Abdullah Gül'ün büyük büyükdedesi (annesinin babasının dedesi) İbrahim Nafiz.

İbrahim Nafiz'in kimle evli olduğu bilinmiyor. Dört çocuğu vardı; Mükremin, Behiye, Mehmet Ali ve Merzuka.

Behiye ve Merzuka hakkında soyağacında bilgi yok; ya erken öldüler ya evlenmediler.

Soyağacı erkeklerden yürüyor:

Abdullah Gül'ün dedesinin babası Mehmet Ali Satoğlu (1876-1968) Kadiri tarikatına mensup bir din adamıydı. Yukarıda yazdığım gibi, ailenin seceresini çıkaran da oydu.

Mehmet Ali Satoğlu iki kez evlendi.

Birinci karısı Adeviye'den Abdullah Gül'ün dedesi İsmail doğdu.

Abdullah Gül'ün annesinin "Adeviye" adı da buradan geliyor; İsmail Satoğlu kızına annesinin adını vermişti.

İlkokul öğretmeni İsmail Satoğlu Hacı Kadın'la evlendi ve üç çocuğu oldu: Ahmet, Nazif ve Abdullah Gül'ün annesi Adeviye.

Abdullah Gül'ün anne seceresine burada bir virgül koyup babasının soyağacına göz atalım...

GÜL'ÜN BABA TARAFI

Gül'ün baba soyuna ait fazla bilgi yok.

Gül'ün biyografisini yazan kitaplara (Örn: "Köşke Gül Harekatı" H. Tecimen-B.Bengisu-Akış Yayınları) ve bazı yayın organlarına (örn: Hürriyet 23.08.07) göre, Gül Ailesi 1915 yılında Siirt'ten Kayseri Develi'ye göç etmişlerdi.

Burada biraz durmak gerekiyor:

1915 yılı, Anadolu'nun altüst olduğu bir dönemdi.

Kafkas Cephesi'nde Ruslara yardım edip, ayaklanma çıkardıkları için Ermeni tehcirinin yapıldığı bir yıldı 1915.

Gül Ailesi Siirt'ten neden ayrılmıştı? Karışıklık ve iç çatışmalardan kaçıp, daha sakin olduğu için Kayseri'yi tercih etmiş olabilirler miydi? Ama, Kayseri'de de benzer olaylar vardı.

Abdullah Gül'ün babası Ahmet Hamdi 1927 doğumlu. Yani göçten 12 yıl sonra doğmuş, bu nedenle Kayseri'ye geliş sebebini bilemeyebilir.

Aileyi Kayseri'ye getiren muhtemelen Abdullah Gül'ün büyükdedesi Hacı Abdullah Efendi.

Batı'da yaygın olup bizde nedense hep küçümsenen "isim bilim" (onomastik) burada karşımıza çıkıyor. "Abdullah" Allah'ın kulu demek. Osmanlı'da savaş dönemlerinde evsiz barksız, ailesiz kalan çocuklara genellikle "Abdullah" adı veriliyordu.

Gül'ün büyükdedesi de savaş yıllarında kimsesiz mi kalmıştı acaba? Bilinmiyor.

Bu konuyu çok da uzatmak istemiyorum çünkü "1915'te Siirt'ten Kayseri Develi'ye gittiler" bilgisinin doğru olmadığını (C.Kalyoncu, Aksiyon 30.04.07 ve S.Kurt, Zaman 14.08.07) iddia eden bilgiler de var.

Erdoğan'a bir haller mi oldu?

solbekRadikal, photoshop uygulamasıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı solcu yaptı. İşte Radikal'in manşeti;

AKP iktidarı sırasında düşük taban fiyatı ve girdilerdeki artış nedeniyle yaşadığı zor durumu "İki senedir anamız ağlıyor" diye dile getiren Mersinli çiftçiyi "Ananı da al git" diye azarlayan; işçilerin hak taleplerini ve eylemlerini görmezden gelen Başbakan Tayyip Erdoğan'a dün bir haller oldu. Erdoğan, Hizmet-İş Sendikası'nın 10. Olağan Genel Kurulu'nda geçmişte sendika, emek, örgüt, eylem, grev gibi kavramların 'öcü' olarak görüldüğünü vurgulayarak, "Emek hareketini hak ettiği konuma ulaştırmak boynumuzun borcudur" dedi.

 

Erdoğan, katıldığı Hizmet-İş Sendikası Genel Kurulu'nda, propaganda ve örgütlenme çalışmalarını "emek ekseni" üzerine kuran sosyalistlerden rol çaldı. "Sendikal hareketin önündeki tüm engelleri aşmak, emek hareketini hak ettiği konuma ulaştırmak boynumuzun borcudur" diyen Erdoğan işçi temsilcilerinin önünde özetle şunları söyledi:

Sendika ve grev 'öcü' gibi görüldü: Çalışma hayatımız, uzun yıllar, tıpkı siyasi hayatımız gibi ayrışma temalarına sahne olmuş. Geçmişte sendika, emek, örgüt, eylem, grev gibi hukuki kavramlar toplumun geniş bir kesimi tarafından adeta bir 'öcü' gibi görülmüş, yaşanan acı tecrübelerin de etkisiyle, emek hareketi hak ettiği noktaya bir türlü ulaşamamıştır.

Emekçileri hiç sayanlar var: Bunda geçmiş iktidarların da büyük payı olduğunu biliyorsunuz. Emek hareketine, işçi hakkına sahip çıkıyormuş gibi yapan, ancak birkaç yasal düzenlemeyle işi geçiştiren, sonrasında da bunun rantını on yıllarca kullanan iktidarları sizler de, bizler de gayet iyi biliyoruz. Sadece büyük patronları ya da küresel aktörleri muhatap alan, işçi haklarına tenezzül etmeyen iktidarların bu ülkeye kaybettirdiği yılları da gayet iyi biliyoruz.

Kalkınmada en büyük pay işçilerin: Emek hareketi, bize göre Türkiye'nin kalkınma hareketidir. Bugün üretimde, kalkınmada aldığımız mesafeyle övünüyorsak, yarınki Türkiye'ye umut ve güvenle bakıyorsak, bu başarıdaki en büyük pay sizlere, işçilerimize aittir. Sendikal hareketin önündeki tüm engelleri toplumun önündeki diğer tüm engeller gibi aşmak, emek hareketini hak ettiği konuma ulaştırmak bizim boynumuzun borcudur.

Daha çok kazanmalısınız: Ben Başbakan olarak, 70 milyonun hesabını omuzunda hisseden bir insan olarak sizlerin mutlaka daha çok kazanmanızı istiyorum ama ikimiz de gerçekçi olmak zorundayız. Bu kardeşiniz, tüm işçi kardeşlerimin, vatandaşlarımın aynı zamanda emanetçisi durumunda.

Eylem demokratik bir haktır: Sorun çözülemiyorsa elbette eylem en demokratik haktır. Fakat daha müzakereyi açmadan masayı terk etmek veya Türkiye'nin imkânlarını göz ardı edip olmayacakları istemek tribünlere oynamak olur.

(Radikal)

 

Türkiye'de kürt yokmuş!

kurtyokmus
Halaçoğlu'nun ortaya attığı iddialar çok tartışılacak. İşte Halaçoğlu'nun sözleri:
Kayseri’de ‘Türk Tarihi ve Kültüründe Avşarlar’ konulu sempozyuma katılan Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Kürtler ve Kürt Alevileri hakkında açıklamalarda bulundu. Prof.Dr. Halaçoğlu, Türkiye’de yaşayan Kürtler’in Türkmen kökenli, Kürt Alevileri’nin ise ’Ermeni kökenli’ olduğunu iddia etti.

Ülkede etnik birçok grubun yaşadığını dile getiren Prof. Dr. Halaçoğlu insanları ayırmanın ülkeleri böleceğini söyledi. Ancak herkesin kendi etnik kökenini bilmesi gerektiğini de vurgulayan Prof. Dr. Halaçoğlu, yabancı arşiv belgelerine ve araştırmalarına dayanarak yaptığı konuşmada şöyle dedi: “Müslümanlığı kabul etmiş ve kendisini Türk olarak kabul etmiş insanlar gelip Anadolu’ya yerleşmiştir. Dolayısıyla bunları bir mozayik olarak kabul etmek farkına varmadan ülke içerisinde de bir takım gruplaşmalara neden olmaktadır.

Bu konuda özellikle siyasetçilerin çok dikkatli olması gerekir. Araştırmalarımızda Kürt diye bildiğimiz insanların aslında yapısal olarak ’Türkmen asıllı’ olduğunu, Kürt Alevi olarak bilinen vatandaşların ise ‘Ermeni kökenli’ olduğunu gördük. Ülkeyi bölmeye çalışan ‘TİKKO ve PKK’ terör örgütlerinin içinde yer alan insanların birçoğu Ermeni dönmesi Kürtlerden oluşuyor. TİKKO ve PKK hareketi bizim bildiğimiz gibi Kürt hareketi değildir.”