| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

HABERNAME

11 "siyaset" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"siyaset" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Kepenek'in altında 2 Porsche

srdrke Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İsfalt'a, 2007 yılında 4 milyon Euro'luk danışmanlık hizmeti veren Serdar Kepenek'in üzerine kayıtlı 2 Porsche otomobil var. İkinci el fiyatları bile yarım milyon TL'yi aşan otomobillerden biri Kepenek'in üzerine 45 gün önce devredilmiş.

EURASFALT şirketiyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İsfalt'a, 2007 yılında 4 milyon Euro'luk danışmanlık hizmeti veren Serdar Kepenek, hız tutkunu çıktı. Kepenek'in üzerine kayıtlı, biri kırmızı diğeri siyah iki Porsche otomobil var. İki otomobilin ikinci el fiyatı bile toplam yarım milyon TL'yi aşıyor.

34 S 1446

Serdar Kepenek ilk Porsche'sini 14 Ağustos 2008 tarihinde almış. 34 S 1446 plakalı 2006 model kırmızı Porsche'nin, ikinci el fiyatı 80 bin euro (180 bin TL) civarında. Bu otomobilin yıllık vergisi 4 bin 975 lira. 2009 yılı ilk motorlu taşıtlar vergisi taksidi olan 2 bin 487 lira 50 kuruşu ödenmemiş. Vergi cezası şimdilik 109 lira 90 kuruş.

45 gün önce

2007 model, 34 SHL 52 plakalı siyah Porsche Carrera da ikinci el. Serdar Kepenek'in üzerine devri, 45 gün önce, 11 Şubat 2009 tarihinde yapılmış. Bu otomobilin ikinci el fiyatı 145 bin euro (326 bin YTL) civarında. Yıllık motorlu taşıtlar vergisi 8 bin 690 TL. Siyah Porsche Carrera Ocak ayından sonra alındığı için, 4 bin 345 lira tutan birinci taksit vergisi ödenmiş görünüyor.

Yeşilvadi 37

Sık sık ev değiştiren Serdar Kepenek, Altunizade'nin ardından Ankara Çankaya İlkadım Mahallesi'ne kaydoldu. Muhtarlığın bilgisayara geçtiği 2004'ten beri kaydı Yeşivadi Sokak No:37'de oturuyor gözüken Kepenek, 9 Kasım 2007'de Beşiktaş Ortaköy'e taşındığını belirterek, buradan kaydını almış. Kepenek'in Ankara adresi, GRC İnşaat Mimarlık Mühendislik Danışmanlık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ni de bu adresi, işyeri adresi göstererek kurmuş.

Komşuyuz, merhabamız var

Serdar Kepenek'in Ortaköy'deki adresinde oturduğu belirtilen AKP İl Genel Meclisi üyesi Göksel Demirkaya, "Aynı dairede oturmuyoruz. Kendisi benim üst kat komşum. Ben 3 nolu dairede oturuyorum. Herhangi bir bağlantım yok" dedi. Serdar Kepenek'in daire sahibi olduğunu belirten Demirkaya, evi onarımda olduğu için geçici olarak Venüs Apartmanı'na taşındığını, bu nedenle muhtarlık kaydını almadığını belirterek, "Serdar Bey'le veya belediyeyle hiçbir işim olmadı. Kendisini otoparkta arabaya binip inerken görüyordum. En son 15 gün önce arabasını gördüm. Sadece, merhabamız var."
mynet

Başbakan ile tartışmasında Kazanan Aydın Doğan oldu.

KAVGA TİRAJLARA DA YANSIDI
Başbakan Recep Tayip Erdoğan ve Aydın Doğan kavgası şimdilik biraz sakinleşmiş gibi görünse de henüz ortada bir ateşkes yapıldığı emaresi bulunmuyor. Bu kavgadan kimin kazançlı, kimin zararlı çıkacağına dair basında bir çok isim fikir yürüttü. 'Kavgadan Erdoğan mı, Aydın Doğan mı karlı çıkacak?' analizleri yapıla dursun, Aydın Doğan'ın şimdilik bu kavgadan kazançlı çıktığı ortaya çıktı. Erdoğan ve AKP'nin durumu ise önümüzdeki günlerde yayınlanan anket sonuçlarıyla ortaya çıkacak.

KAZANAN AYDIN DOĞAN OLDU
Başbakan Erdoğan ve Aydın Doğan arasında patlak veren kavga, Doğan Grubu gazetelerine tiraj olarak yansıdı. Okuyucu Doğan'ın gazetelerine sahip çıktı ve basında genel tiraj kaybı yaşandığı dönemde, Doğan gazeteleri tiraj arttırdı. Deniz Feneri ile ilgili iddiaları manşetlerine taşıyan gazetelerin 8-14 Eylül tarihleri arasındaki tiraj artışı şöyle:
Hürriyet 15 bin 80
Milliyet 2 bin 872
Vatan 2 bin 596
Sözcü 12 bin 277
Doğan Grubu'nun en çok satan gazetesi Posta ise bu dönemde ciddi şekilde tiraj kaybeden tek gazete oldu. Posta bu dönemde 11 bin 650'lik tiraj kaybı yaşadı.

YANDAŞ MEDYA KAYBETTİ
Erdoğan-Doğan kavgasında açıkça saf tutan ve Erdoğan'ın Aydın Doğan hakkındaki iddialarını manşetlerine ve sayfalarına taşıyan 'yandaş medya' ise tiraj kaybı yaşadı. Aynı dönemde
Sabah 4 bin 558
Zaman 5 bin 371
Takvim bin 532
Star 7 bin 108 bir tiraj kaybı yaşadı. Bu dönemde tiraj kaybı yaşamayan tek yandaş gazete ise Yeni Şafak gazetesi oldu. Yeni Şafak aynı dönemde 371'lik cüzi bir tiraj artışı sağlamayı başardı. 

AKP’li işadamı 14 milyon YTL’ye aldığı araziyi, 3 gün sonra 87.5 milyon YTL'ye sattı


 Ahmet KAYA/GAZİANTEP, (DHA)

GAZİANTEP Büyükşehir Belediyesi'nde ‘imar planı değişikliği’ ile rant iddialarına bir yenisi eklendi. AKP'li Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey'in, MÜSİAD üyesi işadamı Eyyüp Göymen'le protokol imzaladıktan 2 gün sonra Belediye Meclisi'nde 11 bin metrekarelik lise yerinin bir bölümünün ticari alana dönüştürülmesi karşılığında, arsa sahibinden 700 bin YTL’lik bağış çeki alındığının yankıları sürerken, bu kez kentin gelişme bölgesi olan Güvenevler Mahallesi’nde 119 bin metrekarelik arazinin 14 milyon YTL’ye satın alındıktan 3 gün sonra, alışveriş merkezleri kuran bir firmaya 87.5 milyon YTL’ye satıldığı ortaya çıktı. Bu satış işleminin üzerinden bir ay geçmeden de, imar planında tarım alanı olarak gözüken alanın belediye meclisi kararıyla ticari alana dönüştürüldüğü belirlendi.

Arsayı, varislerin hisselerini toplayarak satın alıp, 3 gün sonra 73.5 milyon YTL karla satan AKP’li iş adamının İskenderunlu, yerel ve genel seçimlerde belediye başkanlığı ya da milletvekilliği aday adayı olarak adı yerel basında geçen Nuri Üysen olduğu anlaşıldı. Nuri Üysen, arsayı satın almadan önce belediye yetkilileri ile görüşüp, imar değişikliği yapılma garantisi aldığını itiraf etti.

3 GÜNDE 73.5 MİLYONLUK RANT

CHP Genel Merkezi’nin de mercek altına aldığı Gaziantep'te ‘Varan 2’ olarak adlandırılan rant iddiasının ilk aşamasında AKP’li işadamı Nuri Üysen, imar planında ‘Tarım Bakanlığı Antep Fıstığı Kültür Sahası’ olarak görünen, merkez Şehitkamil İlçesi Güvenevler Mahallesi Pafta 8-10, ada-3554 ve parsel 313’e kayıtlı 45 varisli 119 bin 920 metrekarelik arsayı 12 Şubat 2008 tarihinde varislerinden toplam 14 milyon YTL’ye satın aldı. 15 Şubat 2008’de aynı yeri alışveriş merkezleri kuran Lüksemburg merkezli olmasına rağmen Almanya’da faaliyet gösteren ‘PD Tree Gayrimenkul Yatırım Şirketi’ne 87.5 milyon YTL’ye sattı. İşadamına 3 günde 73.5 milyon YTL’lik rant sağlayan bu satış Tapu Kadastro Bölge Müdürlüğü’nün kayıtlarında da aynı rakamlarla yer aldı. 32 yıldır tarımsal alan statüsünden çıkıp değerlenmesini bekledikleri ve defalarca imar tadilat talepleri geri çevrilen arsanın ilk sahipleri bu yerde neler olacağını merakla beklerken, arsayı alıp sonra da satan Üysen, yeni malik PD Three Gayrimenkul Yatırım Şirketi’nin vekili olarak Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne 6 Mart 2008’de başvurarak, arsanın ‘yoğunluklu ticari alana’ dönüştürülmesi isteğinde bulundu. İddiaya göre belediye yetkilileri ile ön görüşmelerde, 119 bin 920 metrekarelik alanın yüzde 55’inin, yapılacak imar değişikliği ile kazanılacak değere karşılık Büyükşehir Belediyesi’ne bağışlanması kararlaştırıldı.

BELEDİYE İMARI DEĞİŞTİRDİ, CHP DAVA AÇTI

Üysen’in imar tadilatı yapılması şartıyla bağış yapma teklifi Gaziantep Büyükşehir Belediye Encümeni’nin 11.03.2008 tarih ve 308 sayılı kararıyla kabul edilip, daha sonra da yasa ve yönetmelik hükümlerine göre ilçe belediyesini ilgilendiren meclis kararları ve söz konusu alanın tarım alanından ticari alana dönüştürülmesi kararları alındı. Bu kararlar ile Büyükşehir Belediyesi’ne kalan arsanın yüzde 55’nin yüzde 27.5’i Şehitkamil İlçe Belediyesi’ne intikal ettirildi. Tüm bu işlemyler, arsanın 73.5 milyon YTL artan bedelle devrini takip eden bir ay içinde hızla tamamlandı. Karar askıdayken 21 farklı konuda itirazlar olduysa da, belediye meclisi itirazları yerinde görmedi. Bunun üzerine CHP İl Başkanlığı imar plan değişikliğinin iptali istemiyle Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi’ne dava açtı.

Büyükşehir Belediyesi’nin 1/5000’lik planda yaptığı değişiklik, 1/1000’lik planda da uygulanması için alt birim olan Şehitkamil İlçe Belediye Meclisi’ne gönderildi. 3 kez gündeme alınan imar plan değişikliği, çoğunluk sağlanamadığı için ilçe meclisinden geçmedi. Bunun üzerine Büyükşehir Belediyesi bir kez de olağanüstü toplantı çağrısı yaptı, ancak yine yeterli çoğunluk sağlamadı. İlçe Belediye Meclisi üyelerinin bir kısmının, bu imar değişikliğini onaylamaya taraftar olmadığı için toplantılara katılmadığı, İlçe Belediye Başkanı AKP’li Metin Özkarslı’nın da Büyükşehir Belediyesi’nde bu tadilatın görüşüldüğü toplantıya gitmediği öne sürüldü.

‘BELEDİYE GARANTİ VERDİ ARSAYI ALDIK’

Gelişmelerle ilgili olarak DHA Muhabiri’nin sorularını telefonla yanıtlayan Nuri Üysen, söz konusu arsayı varislerinden 14 milyon YTL’ye toplayıp, 87.5 milyon YTL’ye sattığını doğrularken, belediyeden imar değişikli garantisi aldıkları için bu işe girdiğini söyledi. Yakında Alman ortaklarla bir basın toplantısı yaparak geniş açıklamalar yapabileceğini belirten Üysen, kendisinin de bu yabancı ortaklı şirkete ortak olduğunu belirterek şöyle dedi:

“Bazı şeyleri konuşup şirkete karşı güç duruma düşmek istemiyorum. Orada toplama adına vekaleti ben aldım, ben yaptım. Benim yerime şirkette başka bir çalışan da olabilirdi. Eğer imarı çıkarsa çıktı, çıkmazsa belediyeden bağışladığımız yerimizi geri alacağız. Aslında orada belediye başkanıyla iki defa görüştüm. Bizden aldığı yeri de bize 20- 22 trilyona verecek.”

Böylece imar değişikliği ile arsanın 4'te birinin değerinin bile, ilk sahiplerine toplamı için ödenen 14 milyon YTL’den fazla olduğu ortaya çıktı.

CHP BELGE TOPLUYOR

Gündeme getirdiği İstanbul Silivri’deki arsa rantı iddiaları ile ilgili olarak AKP Milletvekili Şaban Dişli’nin parti yönetiminden istifasını sağlayan CHP, Gaziantep’teki ‘süper arsa’ ve ‘ballı arsa’ tanımlamaları yapılan bu arsalarla ilgili olarak geniş bir araştırma başlattı. İmar planı değişikliklerini yakın takibe alan CHP Gaziantep Milletvekili Akif Ekici, 119 bin metrekarelik arsa ile ilgili olarak, “14 milyon YTL’ye satın alınan bir arsanın 3 gün sonra 87.5 milyon YTL’ye satıldığının belgelerini görünce gözlerime inanamadım” dedi. Ekici, Nuri Üysen’in neye güvenerek tarım alanını varislerinden topladığını, 3 gün sonra ise Lüksemburg orijinli firmanın aynı arsaya 87.5 milyon YTL’yi nasıl ve neyin garantisiyle verdiğinin yorumunun kolayca yapılabileceğini söyledi.

AKP’li Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Asıl Güzelbey ise, bu gelişmelerlere ilgili soruları yanıtsız bıraktı.

Milliyet

Referandum ağır aksak!!!

Sandık Kurulu oluşturulamadı, oy verme işlemi geç başladı

Ankara'da bazı okullarda sandık kurullarının oluşturulamaması nedeniyle oy verme işleminde sıkıntılar yaşandı. Kurulun oluşması için gerekli 4 kişi biraraya gelemeyince, oy vermek için gelen vatandaşların gözetiminde sandıklar mühürlendi. Pek çok sandık başında da iki görevlinin oy yaptığı gözlendi


Ankara Ahmet Andiçen İlköğretim okulunda oy kullanma süresinin başladığı saatlerde sandık kurullarının oluşturulamaması nedeniyle bazı sorunlar yaşandı. Bazı vatandaşlar bu süre içinde oyunu kullanamazken sandık kurullarının oluşturulmasıyla saat 09.00 civarında okulda oy kullanma işlemine başlandı.
      Aynı sorunun başka sandıklarda da yaşandığı, sandık kurullarında görevli siyasi parti temsilcilerinin gelmemesi nedeniyle kurulların oluşturulamadığı gözlendi. Bazı yerlerde sandık kurulu başkanları, oy kullanmaya gelen vatandaşlardan geçici sandık kurulu oluşturarak işlemi başlattılar.
     
     HAŞİM KILIÇ: OY KULLANMAMAYI ONAYLAMIYORUM

      Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Haşim Kılıç, ''oy kullanmama şeklinde bir davranışı ben onaylamıyorum'' dedi.
      Haşim Kılıç, anayasa değişikliğine ilişkin halk oylamasında oyunu Ahmet Andiçen İlköğretim Okulu'nda kullandı.
      Kılıç, 2058 numaralı sandıkta oyunu kullandıktan sonra ''halk oylamasının hayırlı uğurlu olması'' dileğinde bulundu. Kılıç, gazetecilerin soruları üzerine, ''Şu anda ülkemiz, devletimiz ve milletimiz için hayırlı olsun dileklerinden başka diyecek bir şey yok'' dedi.
      Haşim Kılıç, halk oylamasına katılım düzeyine ilişkin soru üzerine de her vatandaşın vatandaşlık görevini yerine getirmesi gerektiğini söyledi.
      Olumlu ya da olumsuz herkesin düşündüğünü sandığa yansıtması gerektiğini ifade eden Kılıç, ''Oy kullanmama şeklinde bir davranışı ben onaylamıyorum. Farklı sezgileri olabilir ama olumlu ya da olumsuz bu yansıtılmalıdır'' diye konuştu.
      Haşim Kılıç, referandumla ilgili Anayasa Mahkemesine bir başvuru olması halinde ne yapılabileceği yönündeki soruya da ''Bize nasıl bir müracaat olur bilmiyorum. Önümüze gelirse gereğini yerine getiririz'' yanıtını verdi.
     
     DEMİREL: REFERANDUM MEMLEKETİMİZ İÇİN HAYIRLI OLSUN

      Demirel, halk oylaması için oyunu Çankaya İlköğretim Okulu 1100 numaralı sandıkta kullandı.
      Oyunu kullandıktan sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Demirel, "Referandum sürecini nasıl değerlendirdiğinin" sorulması üzerine, "Şimdi referandum hakkında yorum yapmaya şartlar ve zemin müsait değildir. Daha öncesinde çok konuştuk. Zaten referandum üzerindeki yasak tedbiri kalkınca yine konuşuruz. Hayırlı olsun demek benim içimden gelen bir şeydir. Milletimiz, memleketimiz için hayırlı olsun" diye konuştu.
      Demirel, "katılım az olması halinde referandumun hukuki değil ama siyasi meşruiyetinin tartışılıp tartışılmayacağı" yönündeki soruya da şu yanıtı verdi:
      "Şekli meşruiyet varsa o çok kere yeterlidir. Eğer kayıt yoksa yani 'yüzde şundan aşağı olursa geçersizdir' diye, kayıt yoksa sonradan kayıtları koymanın anlamı yoktur. Ama doğrusu yüzde 50'inin üzerinde bir seçim iştirakidir. Doğrusu odur, yapa yapa öğreneceğiz."

"Milletimiz ile aramıza duvarlar öremeyiz''


AK Parti Genel Başkanı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'li milletvekillerine, ''Sizlerden Ankara siyasetçisi olmanızı değil, Türkiye büyüklüğünde bir siyasetin temsilcileri olmanızı istiyoruz'' diye seslendi.

Erdoğan, genel seçimlerin ardından TBMM'deki ilk grup toplantısında, Türkiye'nin makus talihini değiştiren, krizleri, sıkıntıları milletin gündeminden tümüyle çıkaran ilk 5 yıllık AK Parti iktidarının ardından çok daha ileri hedeflerle, yeni başlangıç yapmaya hazırlandıklarını söyledi.

Ülkenin doğru istikamette yola devam etmesi için, son derece önemli 3 Kasım ve 22 Temmuz seçimlerini, Türkiye'ye ve Türk demokrasisine yakışan olgunluk içinde gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, milletin 22 Temmuz'da, AK Parti'nin geçen 5 yıllık iktidarına büyük teveccühle güvenoyu verdiğini, gelecek dönemde de değişimin Türkiye'nin yegane rotası olduğunu teyit ettiğini kaydetti.

Milletin oylarıyla seçilerek, temsil görevini yürütmek üzere TBMM'ye gelen her milletvekiline, en az milleti kadar inandığını ve güvendiğini dile getiren Erdoğan, gelecek 5 yıllık sürecinin, Türkiye'ye, partisine ve millete hayırlar getirmesini temenni etti.

 

-''Vites büyüttüğü yıllar''-

 

60. Hükümeti oluşturduklarını ve hükümet programı üzerindeki müzakerelerin dün tamamlandığını anımsatan Erdoğan, ''Yarın da güven oylamasından alnımızın akıyla çıkarak, bu yeni dönemi resmen başlatmış olacağız. Önümüzdeki yılların, Türkiye'nin muasır medeniyet seviyesinin ötelerine doğru çıktığı, bu önemli kutlu yolculuk için ne kadar önemli yıllar olduğunu eminim ki her arkadaşım çok iyi biliyor'' diye konuştu.

Bu yılların, Türkiye'nin kalkınmada vites büyüttüğü yıllar olacağını dile getiren Erdoğan, bunu söylerken tek boyutlu değil, çok boyutlu, insan odaklı, demokrasi ve özgürlüklerden güç alan, adaleti ve refahı gözeten bir kalkınma anlayışından söz ettiğini belirtti.

Başbakan Erdoğan, geçen 5 yıllık süreçte, Türkiye'nin kronik sıkıntılarından önemli ölçüde uzaklaştığını, özgüvenini ve dinamizmini yeniden kazandığını, geleceğe umutla bakan bir ülke haline geldiğini söyledi.

 

-''Milletin sesine sağır''-

 

Başbakan Erdoğan, AK Parti olarak, katılımın en üst seviyede kurulduğu bir yönetim anlayışının, Türkiye için en hayırlısı olduğuna inandıklarını bildirdi.

Bu noktada milletvekillerine çok önemli görevler düştüğüne dikkati çeken Erdoğan, ''Aramızda, milletin sesine sağır, insanlarımızın ihtiyaçlarına duyarsız, ülkemizin gerçeklerine yabancı tek bir arkadaşımız olduğuna ihtimal vermiyorum'' diye konuştu.

''Ancak şu da gerçek ki millet oylarıyla Ankara'ya gelip, ilk iş olarak milleti ile arasında duvarlar ören siyaset erbabını bu ülke çok görmüştür'' diyen Erdoğan, kendilerinin asla milleti hayal kırıklığına uğratamayacaklarını, millet ile aralarına duvarlar öremeyeceklerini, perdeler çekemeyeceklerini söyledi. Erdoğan, ''Bizim vicdanımızın baş köşesinde taşımamız gereken hakikat budur'' dedi.

Milletvekillerine, ''Sizlerden Ankara siyasetçisi olmanızı değil, Türkiye büyüklüğünde bir siyasetin temsilcileri olmanızı özellikle istiyoruz'' diye seslenen Erdoğan, milletvekillerinden, Ankara'nın, Türkiye'nin her köşesine eşit yakınlıkta duran duyarlı bir başkent haline gelmesine katkıda bulunmasını beklediğini belirtti.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hiç kimsenin, herhangi bir vilayette halkı istismar etmeye kalkmamasını isteyerek, ''Bizim hiçbir zaman halkımızla problemimiz olmaz. Yeter ki yerel yöneticiler laf üretmek yerine iş üretsin'' dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti olarak Türkiye'nin partisi olmaya özen gösterdiklerini ve 70 milyon vatandaşı kucakladıklarını söyledi.

''Hiç kimse herhangi bir vilayette halkımızı istismar etmeye kalkmasın'' diyen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Biz, 70 milyon vatan evladının hiçbirini ayrıma tabi tutmadık. 58 ve 59. Hükümetler bunun ispatıdır. Hiçbir belediyemiz kalkıp da ''AK Parti iktidarı kendi belediyelerine farklı, bize farklı para gönderdi' diyemez. Hakkı neyse onu almıştır... Bu kadar iddialı konuşuyorum. Aksine savunan çıkarsa çıksın ispat etsin. Biz, hiçbir belediyeyi ayırt etmedik. Kesintileri yüzde 40 seviyesinde tuttuk, yüzde 60'ı gönderdik.

Bizim muhatabımız; şu partili, bu partili belediye başkanları değil, orada yaşayan halktır, köydür, kasabadır, şehirdir... KÖYDES'den sonra BELDES'i uygulamaya koyduk. Burada da belediye ayrımı yapmadık. Paralarını, kriterlere göre gönderiyoruz. Bunu görmezden gelerek halkımız üzerinden siyaset yapıyorlar.

Bizim hiç bir zaman halkımızla problemimiz olmaz. Yeter ki yerel yöneticiler laf üretmek yerine iş üretsin. Proje üretsinler, hizmet üretsinler... Biz, bütün vatandaşlarımızın taleplerini, bize oy verenlerin taleplerinden farklı görmedik, görmeyiz.''

-''Ne bölge, ne il''-

Başbakan Erdoğan, bölge, zümre ve etnik siyaset anlayışlarının geride kaldığını vurgulayarak, ''Ne bölge, ne il... Böyle bir ayrım yok. 780 bin kilometrekare üzerinde siyaset yapıyoruz'' dedi.

İktidarları döneminde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesine 5.5 milyar YTL (5.5 katrilyon lira) yatırım yaptıklarını hatırlatan Erdoğan, ''Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemiz böyle bir yatırımı daha önce görmedi. Bunu görmezlikten gelmek insaf dışıdır'' diye konuştu.

Türkiye haritası üzerinden siyaset yaptıkları için biri hariç tüm illerden milletvekili çıkaran tek parti olduklarını kaydeden Erdoğan, ''tek bölge değil, 7 bölge 81 ilin Türkiye'nin tüm kaynaklarından adil yararlanması için çalışıyoruz'' dedi.

Yeni hükümetin ilk icraati zam yapmak olacak!

mujde
Yeni kurulacak hükümetin ilk icraatı, polise zam yapmak olacak. Peki zam ne kadar olacak?
Hükümetin kurulmasının ardından polis maaşlarına 200 ila 900 YTL arasında zam yapılmasını öngören iki ayrı kanun taslağının hazırlanmaya başlandığı öğrenildi.

Taslağa göre, çeşitli rütbelerdeki polislerin maaşları, kademeli olarak artırılacak. Polislere 200-300 YTL arasında zam öngörülürken, 1, 2, 3, ve 4'üncü sınıf Emniyet Müdürleri'ne de 400-700 YTL arasında zam düşünülüyor. Genel müdür yardımcıları düzeyinde bu rakam 900 YTL'ye kadar çıkıyor.

Polis maaşlarına yapılması düşünülen zammın, bizzat Başbakan Erdoğan tarafından gündeme getirildiği konuşuluyor. Erdoğan'ın, polislerin, özellikle seçim sürecinde güvenliğin sağlanması için üstün gayret gösterdiğini belirterek, polisler ile güvenliği sağlayan diğer birimler, yargı ve mülki idare mensupları arasındaki maaş uçurumunun kapatılması gerektiğini vurguladığı ifade ediliyor. Taslakta, polislerin 170 ila 220 YTL arasında fazla çalışma ücretinin de 250-400 YTL'ye yükseltilmesi düşünülüyor.

(Akşam)

İşte Gül'ün 600 yıllık soyağacı

ulsoy
Abdullah Gül'ün soyu nereye dayanıyor? Soner Yalçın, Gül'ün soyunu yazdı;
Hürriyet yazarı Soner Yalçın, bu günkü yazısında 11. Cumhurbaşkanlığı olmasına kesin gözü ile bakılan Abdullah Gül'ün soy ağacına dair bilgiler aktardı. İşte soy ağacına ait detayların yeraldığı o yazı...

Abdullah Gül aslen nereli? Sivaslı Sarrafzade Ailesi'yle ne tür akrabalık bağları var?

1915'te Siirt'ten göç mü ettiler? Kayseri'nin yarısı Gül Ailesi'ne mi ait? Fatih Sultan Mehmet'in hocası Akşemseddin'le Gül Ailesi'nin nasıl bir bağlantısı var? Büyük büyükdedesi Şeyh Tennuri kim? Gül'ün akrabaları arasında hangi ünlü isimler var? Kayınvalide Adeviye Gül ile gelini Hayrünnisa Gül'ün benzer yazgıları nedir?

Abdullah Gül'ün anne tarafının soyağacı yaklaşık 600 yıl öncesine gidiyor. Bu iddianın sahibi, Gül'ün annesinin amcası "Kayseri Ansiklopedisi" yazarı Abdullah Satoğlu ve büyük bir azimle ailenin soyağacını çıkarmış olan Gül'ün kuzeni Mehmet Celalettin Satoğlu'dur. Ailede soyağacı konusunda çalışan ilk kişi ise Gül'ün annesinin dedesi Mehmet Ali Satoğlu!

ANNE TARAFI

Soyağacının en başında Sivaslı kuyumcu Hüseyin Efendi var.

Aile, Sivas'ta "Sarrafzadeler" olarak tanınıyor.

Hüseyin Efendi'nin bilinen tek oğlu ise Şeyh İbrahim Tennuri.

Şeyhin doğum tarihi bilinmiyor; ölüm tarihi: 1482.

Ailenin en tanınmış, adı tarih ansiklopedilerine geçmiş üyesi Şeyh İbrahim Tennuri'yi kısaca tanımakta yarar var:

Şeyh Tennuri, Sivas'taki ilköğrenimi ardından Konya'ya gitti; Mevlana Sarı Yakup'un öğrencisi oldu. Sarı Yakup'un 1438'deki ölümününü ardından Hunad Hatun Medresesi'ne müderris olması sebebiyle Kayseri'ye geçti.

Ancak birkaç yıl sonra medresenin vakfiyesinde, sadece Hanefi müderrislerin görev alabileceği şartı üzerine Şeyh Tennuri görevi bıraktı. Çünkü kendisi Şafii mezhebindendi.

Fatih Sultan Mehmed'in hocası Akşemseddin'in ününü duyunca, Beypazarı'na gidip ona intisap ederek Bayramiye tarikatına girdi.

Üç ay dünya nimetlerinden uzak durup inzivaya çekildi. Ardından tasavvuf eğitimi tamamladı.

Akşemseddin'den icazet ve hilafet alarak tekrar Kayseri'ye döndü. Bu kez kendi tekkesini kurup, öğrenci kabul etmeye başladı.

Bu arada, kendi geliştirdiği kabızlık hastalığını tedavi şekli, "İbnü's Sarraf" olan lakabının değişmesine neden oldu!

Kabız olan müritlerini, sıcak fırın (tennur) üzerine oturtup, su içirip terleterek tedavi etmesi üzerine, "Tennuri" lakabını aldi!

Bir gün, Kayseri'de irşad faaliyetlerini sürdürürken, aldığı haber üzerine alel acele hocası Akşemseddin'in yanına gitti. Telaşının sebebi sonra ortaya çıktı: Hocasıyla birlikte İstanbul'un fethinde bulunmuştu.

Fetihten üç ay sonra tamamladığı, 5140 beyitlik mesnevi tarzındaki manzum eseri "Gülzar-ı Manevi"yi, Fatih Sultan Mehmed'e ithaf etti. (Bu eser halen Sülaymaniye Kütüphanesi'ndedir.)

Bu jest karşısında Fatih Sultan Mehmed, Şeyh Tennuri ve oğullarının vergiden muaf olduklarına dair ferman çıkardı.

Şiirlerinde "Aşık" mahlasını kullanan Şeyh İbrahim Tennuri'nin mezarı ve oğulları Şeyh Lütfullah ve Şeyh Ali'nin sandukaları da, Kiçikapı'dan Talas Caddesi'ne çıkılan ve kendi adını taşıyan sokakta, kendi yaptırdığı Şeyh Camii haziresindedir.

YARISI GÜL AİLESİ'NİN!

Abdullah Gül'ün anne tarafının soyağacı Şeyh İbrahim Tennuri'nin oğlu Şeyh Kasım'dan yürümektedir.

Şeyh Kasım'ın kızı Ayşe, Kayseri ulemasından tanınmış Sülayman Efendi'yle evlendi.

Sülayman Efendi-Ayşe Kadın evliliğinden doğan Kadı Bedreddin Mahmud aileyi zenginliğe kavuşturdu.

"El-hac Bedreddin Mahmud" Kayseri'nin en zengin adamıydı.

Mal varlığı gayrimenkulleri hakkında 966/M.1558 tarihini taşıyan "Vakıfname"ye göz atarsanız Kayseri'nin yarısının Kadı Bedreddin Mahmud'a ait olduğunu görürsünüz.

'SATOĞLU' AİLESİ

Uzatmayayım: Abdullah Gül'ün anne soyağacı Abdülhay, Mahmud Paşa, Mustafa Efendi, Hacı Paşa olarak sürüp gidiyor...

Soyağacı Cumhuriyet'ten sonra netleşiyor. Sarrafzadeler Ailesi'nden gelen Fatma Hanım, eşi Hacı Mükremin'in soyadını alıyor: "Satoğlu!"

Fatma-Hacı Mükremin Satoğlu'nun beş çocuğu oluyor: Mustafa, Ayşe, İbrahim Nafiz, Fatma (Nanekioğlu) ve Yüzbaşı Ahmet Efendi.

Artık yavaş yavaş Abdullah Gül'e yaklaşıyoruz.

Abdullah Gül'ün büyük büyükdedesi (annesinin babasının dedesi) İbrahim Nafiz.

İbrahim Nafiz'in kimle evli olduğu bilinmiyor. Dört çocuğu vardı; Mükremin, Behiye, Mehmet Ali ve Merzuka.

Behiye ve Merzuka hakkında soyağacında bilgi yok; ya erken öldüler ya evlenmediler.

Soyağacı erkeklerden yürüyor:

Abdullah Gül'ün dedesinin babası Mehmet Ali Satoğlu (1876-1968) Kadiri tarikatına mensup bir din adamıydı. Yukarıda yazdığım gibi, ailenin seceresini çıkaran da oydu.

Mehmet Ali Satoğlu iki kez evlendi.

Birinci karısı Adeviye'den Abdullah Gül'ün dedesi İsmail doğdu.

Abdullah Gül'ün annesinin "Adeviye" adı da buradan geliyor; İsmail Satoğlu kızına annesinin adını vermişti.

İlkokul öğretmeni İsmail Satoğlu Hacı Kadın'la evlendi ve üç çocuğu oldu: Ahmet, Nazif ve Abdullah Gül'ün annesi Adeviye.

Abdullah Gül'ün anne seceresine burada bir virgül koyup babasının soyağacına göz atalım...

GÜL'ÜN BABA TARAFI

Gül'ün baba soyuna ait fazla bilgi yok.

Gül'ün biyografisini yazan kitaplara (Örn: "Köşke Gül Harekatı" H. Tecimen-B.Bengisu-Akış Yayınları) ve bazı yayın organlarına (örn: Hürriyet 23.08.07) göre, Gül Ailesi 1915 yılında Siirt'ten Kayseri Develi'ye göç etmişlerdi.

Burada biraz durmak gerekiyor:

1915 yılı, Anadolu'nun altüst olduğu bir dönemdi.

Kafkas Cephesi'nde Ruslara yardım edip, ayaklanma çıkardıkları için Ermeni tehcirinin yapıldığı bir yıldı 1915.

Gül Ailesi Siirt'ten neden ayrılmıştı? Karışıklık ve iç çatışmalardan kaçıp, daha sakin olduğu için Kayseri'yi tercih etmiş olabilirler miydi? Ama, Kayseri'de de benzer olaylar vardı.

Abdullah Gül'ün babası Ahmet Hamdi 1927 doğumlu. Yani göçten 12 yıl sonra doğmuş, bu nedenle Kayseri'ye geliş sebebini bilemeyebilir.

Aileyi Kayseri'ye getiren muhtemelen Abdullah Gül'ün büyükdedesi Hacı Abdullah Efendi.

Batı'da yaygın olup bizde nedense hep küçümsenen "isim bilim" (onomastik) burada karşımıza çıkıyor. "Abdullah" Allah'ın kulu demek. Osmanlı'da savaş dönemlerinde evsiz barksız, ailesiz kalan çocuklara genellikle "Abdullah" adı veriliyordu.

Gül'ün büyükdedesi de savaş yıllarında kimsesiz mi kalmıştı acaba? Bilinmiyor.

Bu konuyu çok da uzatmak istemiyorum çünkü "1915'te Siirt'ten Kayseri Develi'ye gittiler" bilgisinin doğru olmadığını (C.Kalyoncu, Aksiyon 30.04.07 ve S.Kurt, Zaman 14.08.07) iddia eden bilgiler de var.

Erdoğan'a bir haller mi oldu?

solbekRadikal, photoshop uygulamasıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı solcu yaptı. İşte Radikal'in manşeti;

AKP iktidarı sırasında düşük taban fiyatı ve girdilerdeki artış nedeniyle yaşadığı zor durumu "İki senedir anamız ağlıyor" diye dile getiren Mersinli çiftçiyi "Ananı da al git" diye azarlayan; işçilerin hak taleplerini ve eylemlerini görmezden gelen Başbakan Tayyip Erdoğan'a dün bir haller oldu. Erdoğan, Hizmet-İş Sendikası'nın 10. Olağan Genel Kurulu'nda geçmişte sendika, emek, örgüt, eylem, grev gibi kavramların 'öcü' olarak görüldüğünü vurgulayarak, "Emek hareketini hak ettiği konuma ulaştırmak boynumuzun borcudur" dedi.

 

Erdoğan, katıldığı Hizmet-İş Sendikası Genel Kurulu'nda, propaganda ve örgütlenme çalışmalarını "emek ekseni" üzerine kuran sosyalistlerden rol çaldı. "Sendikal hareketin önündeki tüm engelleri aşmak, emek hareketini hak ettiği konuma ulaştırmak boynumuzun borcudur" diyen Erdoğan işçi temsilcilerinin önünde özetle şunları söyledi:

Sendika ve grev 'öcü' gibi görüldü: Çalışma hayatımız, uzun yıllar, tıpkı siyasi hayatımız gibi ayrışma temalarına sahne olmuş. Geçmişte sendika, emek, örgüt, eylem, grev gibi hukuki kavramlar toplumun geniş bir kesimi tarafından adeta bir 'öcü' gibi görülmüş, yaşanan acı tecrübelerin de etkisiyle, emek hareketi hak ettiği noktaya bir türlü ulaşamamıştır.

Emekçileri hiç sayanlar var: Bunda geçmiş iktidarların da büyük payı olduğunu biliyorsunuz. Emek hareketine, işçi hakkına sahip çıkıyormuş gibi yapan, ancak birkaç yasal düzenlemeyle işi geçiştiren, sonrasında da bunun rantını on yıllarca kullanan iktidarları sizler de, bizler de gayet iyi biliyoruz. Sadece büyük patronları ya da küresel aktörleri muhatap alan, işçi haklarına tenezzül etmeyen iktidarların bu ülkeye kaybettirdiği yılları da gayet iyi biliyoruz.

Kalkınmada en büyük pay işçilerin: Emek hareketi, bize göre Türkiye'nin kalkınma hareketidir. Bugün üretimde, kalkınmada aldığımız mesafeyle övünüyorsak, yarınki Türkiye'ye umut ve güvenle bakıyorsak, bu başarıdaki en büyük pay sizlere, işçilerimize aittir. Sendikal hareketin önündeki tüm engelleri toplumun önündeki diğer tüm engeller gibi aşmak, emek hareketini hak ettiği konuma ulaştırmak bizim boynumuzun borcudur.

Daha çok kazanmalısınız: Ben Başbakan olarak, 70 milyonun hesabını omuzunda hisseden bir insan olarak sizlerin mutlaka daha çok kazanmanızı istiyorum ama ikimiz de gerçekçi olmak zorundayız. Bu kardeşiniz, tüm işçi kardeşlerimin, vatandaşlarımın aynı zamanda emanetçisi durumunda.

Eylem demokratik bir haktır: Sorun çözülemiyorsa elbette eylem en demokratik haktır. Fakat daha müzakereyi açmadan masayı terk etmek veya Türkiye'nin imkânlarını göz ardı edip olmayacakları istemek tribünlere oynamak olur.

(Radikal)

 

Baykal Güle küstah dedi

baykalgul
Baykal'ın grup toplantısındaki konuşması yayınlandı. Gül'e neden "küstah" dedi?
Deniz Baykal’ın önceki gün partisinin basına kapalı grup toplantısında yaptığı konuşma yayınlandı.

Baykal, partisinin resmi internet sitesine koyulan konuşmasında, AK Parti’in cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül’ün geçmişteki bazı açıklamalarıyla ilgili olarak "Küstah" değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti’nin yüzde 47’lik seçim başarısını da "Ilımlı İslam" sürecinin parçası olduğunu savunan, Baykal, şöyle dedi:

"Türkiye’ye ikinci cumhuriyetçi, yeni Osmanlıcı bir cumhurbaşkanı. Böyle bir şey olabilir mi? En küstah, kaba değerlendirmesi, ’Türkiye’de cumhuriyetinin sonu geldi, kesinlikle laik sistemi değiştireceğiz.’ Bu yabancı gazeteciye verdiği mülakattır. ’Söylemedim’ dedi, adam çıktı dedi ki, bir yabancı bunu yapmaz; ’Söyledi’ dedi.

"ŞİMDİ SAMİMİYMİŞ"
" ’Teybimde var’ dedi. Bitti. Ne zaman reddediyor? Şimdi reddediyor. Şimdi bu manzara karşısında bugün diyor ki, rol yapmıyorum. Peki dün samimi konuşmuyor muydun? Bunları, demin söylediğim görüşleri söylerken rol mü yapıyordun? Hayır. O zamanda rol yapmıyordu. O zamanda samimiydi. Şimdide samimiymiş. Yarın ne yapacaksın?

Cumhurbaşkanı seçiyoruz. Yani senin samimiyetine biz güveneceğiz. Bir dayanak arama ihtiyacı içinde değil miyiz? Cumhurbaşkanı seçeceğimiz insanın görüşlerinin durmuş, oturmuş, güvenilir, iyi günde, kötü günde, karda kışta, zemheride, eyyam-ı báhurda denenmiş olması gerekmiyor mu? Şimdi bu ortamda Sayın Gül için söylenebilecek çok söz var da onun için kesinlikle söylenemeyecek olan bir söz, özü ve sözü birdir sözüdür."

Hürriyet'ten Akp milletvekiline "LAN" lı yanıt...

Sana ne lan diyen vekile aynı dilden cevap geldi. Hürriyet sürmanşetten bu sözle yanıt verdi.
lanolum

AK Parti Balıkesir Milletvekili Cemal Öztaylan'ın Hürriyet'in fişleme haberine işte "Sana ne lan benim karımdan" diye tepki göstermişti. Sana ne lan ifadesi pek de alışık olmadığımız bir üsluptu..
Ne diyordu Öztaylan:

"Efendim, Balıkesir milletvekillerinden hangisinin karısının başı açık? Sana ne lan? İşiniz mi yok?"

HÜRRİYET'TEN "LAN" YANITI!

Cemal Öztaylan'ın bu "lan" çıkışına gelen yanıt da aynı oldu. Öztaylan'ın üslubu tartışılırken, Hürriyet de aynı dille Sana ne lan benim haberimden? başlığını attı.

Gazetenin köşe yazarı Mehmet Y.Yılmaz'ın köşe yazısı sürmanşete çıkarıldı. Bu başlık altında Yılmaz'ın şu sözleri yer aldı;
"Sana mı soracağız, gazetemize hangi yazıyı yazacağımızı, hangi haberi koyacağımızı? Bir demokraside, basının en temel görevlerinden biri de budur: Seçilenleri halk adına denetlemek. Bunu yaparken o haber falancanın hoşuna gitmez, bu haberi fişmekan beğenmez diye düşünmek gazetecilerin işi değildir. Başlık bu nedenle zorunlu oluyor: Sana ne lan benim haberimden?"

Görünen o ki "lan"lı polemik devam edecek gibi... Bakalım Öztaylan'ın buna yanıtı ne olacak...